Reklam
Reklam
reklam reklam

Osmanlı Devleti’nde Demokratikleşme Hareketleri Konu Anlatımı



Tarih ayt konu anlatımı, Tarih tyt konu anlatımı , Tarih yks konu anlatımı… Merhaba arkadaşlar sizlere bu yazımızda Osmanlı Devleti’nde Demokratikleşme Hareketleri hakkında bilgi vereceğiz. Yazımızı okuyarak bilgi edinebilirsiniz

Osmanlı Devleti’nde Demokratikleşme Hareketleri

Sened-i İttifak

II. Mahmut ile devlet otoritesine uymayan ayanlar arasında yapılmış biz sözleşmedir. Sözleşmenin hazırlanmasında ve imzalanmasında kendşsş de Ruscuk Ayanı olan Alemdar Mustafa etkili olmuştur.

 II. Mahmut’un imzaladığı bu sözleşmeye göre

Ayanlar padişaha bağlı kalacaklar ve devletin emirlerine uyacaklardır.
Ayanlar bulundukları bölgelerde vergi ve asker toplanmasına yardımcı olacaklardır.
İstanbul’da bir isyan çıkarsa ayanlar, isyanın bastırılmasına yardımcı olacaklardır.
Ayanlar, kendi yörelerinde düzenli bir yönetim kurup birbirlerinin haklarına saygı göstereceklerdir.

Tanzimat Fermanı

Tanzimat fermanı, Türk tarihinde Batılılaşmanın ilk somut adımıdır. Tanzimat fermanı; askeri, hukuki, mülki alanlarda hayata geçirilen reformlarla Türk düşünce sisteminde köklü ve kalıcı değişimlere zemin hazırlamıştır.

Tanzimat fermanı, Sultan Abdülmecid döneminde, Sultanın izni ile Hariciye Nazırı Koca Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanmıştır. Hazırlanan bu ferman, 3 Kasım 1839’da yine Hariciye Nazırı Koca Mustafa Reşit Paşa tarafından okunmuştur. Gülhane parkında Tanzimat fermanının okunması sebebi ile ferman Gülhane-i Hattı-ı Şerifi, Gülhane Hattı Hümayunu olarak da anılmaktadır.

Tanzimat Fermanı İlan Edilme Nedenleri

Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını engellemek
Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa meselesinde Avrupa’nın desteğini almak
Avrupalı devletlerin, azınlık haklarını bahane ederek Osmanlı Devleti’nin iç işlerine müdehalesini engellemek
Fransız İhtilali’nin yaydığı milliyetçilik fikrinin etkisini azaltmak
Azınlıkların Osmanlı Devleti’ne bağlılığını artırmak

Tanzimat Fermanı’nın İçeriği

Tanzimat fermanının maddeleri şöyledir;

1- Hiçbir kişi yargılanmadan cezalandırılmayacak, mahkemeler açık olacak ve herkes yasalar önünde eşit olacaktır.
2- Tüm halkın can, mal ve namus güvenliği sağlanacaktır.
yöntemlerle toplanacaktır.
3- Vergiler, herkesin gücüne göre alınacak, devlet tarafından belli yöntemlerle toplanacaktır.
4- Askerlik ocak şeklinden vatandaşlık haline getirilecek ve belli esaslara bağlanacaktır.
5- Müsadere usulü kalkacak, mülkiyet hakları tanınacaktır. Herkes malı ve mülkünün sahibi olacak, dilerse alıp-satabilecek ve evladına miras bırakabilecektir.
6- Rüşvet kesinlikle önlenecektir.
7- Vezirlerden ve ulemadan her kim olursa olsun şeri kanunlara aykırı hareketi sabit olan hiç kimse cezasız bırakılmayacaktır. Ayrıca bir ceza kanunu çıkarılacaktır.

Tanzimat Fermanı’nın Özellikleri

Tüm Osmanlı halkına yöneliktir.
Tanzimat fermanının özelliklerinin en önemlilerinden biri de yasa gücünün her gücün üstünde kabul edilmiş olmasıdır.
Osmanlı Devleti’nde, ilk kez batılı anlamda hukuk kuralları uygulanmaya başlanmıştır.
Yönetim, hukuk, eğitim, askeri ve mali alanda yenilikler getirmiştir.
Osmanlı Devleti’nde anayasacılık fikrinin gelişmesini sağlamıştır.
Tanzimat fermanının özelliklerinden biri de padişahın sınırsız olan yetkilerinin üzerinde bir gücü kabul etmesidir.
Tanzimat fermanının en etkili özellikleri arasında müsadere sisteminin kaldırılması yer alır. Bu ferman ile müsadere sistemi kaldırılarak özel mülkiyet sistemine geçilmiştir.
Askerliğin vatan hizmetine dönüştürülmesi de fermanın özelliklerindendir.
Tanzimat fermanı ile mülkiyet hakkı devletin güvencesi altına alınmıştır.
Avrupa sistemine yakın hukuk kuralları çıkarılarak Osmanlı Devleti’nin anayasacılık yolunda önemli adımlar atması sağlanmıştır.

Islahat Fermanı

Islahat fermanı veya Islahat Hatt-ı Hümayunu; siyasi kuruluşlar, kişi hakları, yeni kurumların kurulması hususlarında yapılması planlanan köklü değişiklikler ve yenilikler için Sultan Abdülmecid zamanında yayımlanan bir fermandır. Islahat fermanı, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan Müslüman olmayanlara verilen haklar bakımından büyük bir öneme haizdir. Islahat fermanının, Tanzimat fermanından farkı asıl hitap ettiği kesimin gayrimüslim ve yabancı azınlıklar olmasıdır.

Islahat fermanı, kaynağını ve ortaya çıkış sebebini yabancı devletlerden almaktadır. Bu fermanın esasları Fransa’nın ısrarı ile Avusturya, İngiltere, Fransa tarafından belirlenmiştir.

Islahat Fermanı İlan Edilme Nedenleri

Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını engellemek
Kırım Savaşı’nın ardından toplanan Paris Konferansı’nda azınlıklarla ilgili kararlar alınmasını engellemek
Avrupalu devletlerin, Osmanlı Devleti’nin  iç işlerine müdahalesini engellemek
Azınlıkların, Osmanlı Devleti’nden kopmasına engel olmak

Islahat Fermanı’nın İçeriği

1- Gayrimüslimlere devlet görevine girme, askerlik yapma, askeri okullara girme konularında Müslümanlarla aynı haklar tanınacaktır.
2- Vergi konusunda eşitlik sağlanacak, iltizam yönetimi ve cizye vergisi kaldırılacaktır.
3- Tüm dini gruplara din ve ibadet özgürlüğü sağlanacaktır.
4- Gayrimüslimlerin ibadethane, okul, mezarlık gibi yapıları tamir etmelerine, yenilerini inşa etmelerine izin verilecektir.
5- Halka açık ve adil yargılanma sağlanacaktır.
6- İşkence, kötü muamele yasaklanacak, hapishane ve ceza şartları iyileştirilecektir.
7- Gayrimüslimler, eyalet meclislerine seçilebilecektir. Ayrıca gayrimüslimlerin kendi işlerini görebilmeleri için cemaat meclisleri oluşturulacaktır.

Islahat Fermanı’nın Özellikleri

Azınlıklara çok geniş haklar verilmiş ancak Osmanlı Devleti amaçladığı kaynaşmış bir toplum hedefine ulaşamamıştır.
Fermanın ilanında Avrupalı devletlerin baskısı olmuş, Paris Antlaşması’nda garanti vermelerine rağmen Avrupalı devletler fermana uyulmadığı gerekçesiyle Osmanlı Devleti’nin iç işlerine müdehale etmeye devam etmişlerdir.
Ferman ve Müslümanları ne de gayrimüslimleri memnun etmiştir.

Islahat Fermanı’nın Devlet Yönetimine Etkileri

Islahat Fermanı’nın amacı Müslümanlar ile gayrimüslimlerin hak­larını eşit hâle getirerek bütün toplulukları ırk, din, dil ayrımı gözetmeksizin kaynaştırmak ve böylece bir Osmanlı toplumu meydana getirmektir. Ancak Ferman, gayrimüslimlerin ayrıcalıklarını genişletmiş, Müslümanlar için ise yeni haklar getirmemiştir.

Osmanlı Devleti, Avrupalı devletlerin baskısı kar­şısında, Müslüman olmayan toplumlara eşitlik tanıdığını resmen açıklamak zorunda kalmıştır. Bu fermanla gayrimüslimler üzerin­deki nüfuzlarını artıran Avrupalı devletler; Osmanlı topraklarında siyasi, ekonomik, hukuki ve kültürel alanlarda yeni hak ve çıkarlar sağlamıştır.

Islahat Fermanı, Müslümanlar tarafından olumlu karşılanmadığı gibi kendilerine birtakım haklar tanınan gayrimüslimler tarafından da olumsuz karşılanmıştır. Örneğin fermandan önce devlet katında üstün sayılan Rumlar, Islahat Fermanı’yla diğer gayrimüslimlerle eşit hâle geldikleri için fermana karşı çıkmıştır.

Osmanlı Devleti’nde yaşayan gayrimüslimlerin ruhban sınıfı ise kendi egemen konumu sarsıldığı için fermana tepki göstermiştir. Devlet içinde bu tepkilerle karşılanan Islahat Fermanı, uygulamada da birçok güçlükle karşılaşmıştır.

Kanun-ı Esasi

Osmanlı Devleti tarihinin ilk ve son anayasası özelliğinde olan Kanun-i Esasi, II. Abdülhamit döneminde ilan edilmiş ve 20 Nisan 1924 yılına kadar yürürlükte kalmıştır. Kanun-i Esasi anayasasının en önemli özelliği özgür bir İslam ülkesinde uygulanmış olan batılı nitelikteki ilk anayasadır. Mutlak monarşiden, anayasalı monarşiye geçişi sağlayan ve meşrutiyetin temellerini atan bir anayasadır.

Kanun-ı Esasi’nin İçeriği

Tarafsız ve yasa dili ile yazılmış olan Kanun-i Esasi’nin başlıca maddeleri şunlardır;

Osmanlı Devleti’nin resmi dili Türkçe olarak belirlenmiştir. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin resmi dini İslam’dır ve Kanuni Esasi yasalarınca uygulanan hiçbir karar İslam dinine aykırı nitelikte olmayacaktır.
Ayan Meclisi ve Mebusan Meclisleri yasama görevine atanmıştır. Kanun teklifleri vermek sadece hükümetin ayrıcalığında olan konulardan biridir.
Bu anayasaya göre hükümetin sorumluluğu meclise karşı değil, padişahın bizzat kendisine olmalıdır. Meclisi açma ve kapama yetkisi padişaha aittir.
Yürütme yetkisi padişahın başkanlığında Bakanlar Kurulu’na aittir.
Meclisi Mebusan üyeleri dört yılda bir seçilecektir.
Mülkiyet ve dilekçe hakkı, din özgürlüğü, vergi eşitliği ve konut dokunulmazlığı gibi sosyal haklar da o dönemde yaşayan insanların Kanuni Esasi ile birlikte sahip oldukları haklar arasındadır.
Bu noktada toplum düzenini bozan kişi ve toplulukları sürgün etmek padişahın en önemli yetkileri arasındadır.
İşkence ve her türlü eziyet tamamen yasaktır.
Kanunda olmayan herhangi bir sebepten dolayı kimsenin özel mülküne zorla girilemez.
Bir kanuna bağlı olmayan durumda hiç kimseden vergi veya bunun gibi paralar alınamaz.

Kanun-i Esasi’nin Özellikleri

Teşkilatı Esasi olarak da adlandırılan ve ilk Türk anayasası özelliğinde olan anayasa, Türk tarihindeki ilk ve son anayasadır. II. Abdülhamit tarafından ilan edilmiştir.
Tanzimat ve Islahat fermanlarına nazaran batılı ülkelerin anayasalarından esinlenerek hazırlanmıştır. 1876 yılında onaylanan Kanun-i Esasi’ye ek olarak Meclisi Umumi kurulmuştur.
Devletin birçok organı batılı anayasanın getirilerine göre yeniden düzenlenmiştir.
Meclis’i Umumi iki meclisli bir özellikte bir araya getirilmiştir.
Heyeti Ayan ve Heyeti Mebusan olarak adlandırılan iki ayrı meclis padişah ve halkın yetkilerinin olduğu meclislerdir.
Padişahın istediği zaman dağıtma yetkisine sahip olduğu heyeti ayan II. Abdülhamit tarafından 1878 yılında feshedilmiştir.

II. Meşrutiyet ve Siyasi Partiler

1908 seçimlerinde çoğunluğu sağlayan İttihat ve Terakkinin hükûmet işlerine karışması birçok aydını rahatsız etmiş ve muhalefetin doğmasına neden olmuştur. İttihat ve Terakkinin karşısına birtakım partiler çıkmıştır.

Bu partiler şunlardır:

Hürriyet ve İtilaf Fırkası

Hürriyet ve İtilaf Fırkası, İkinci Meşrutiyet döneminde iktidardaki İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne karşı kurulmuş olan en önemli muhalefet partisidir. 1911-1913 arasındaki ilk etkinlik dönemi, 23 Ocak 1913’te İttihat ve Terakki’nin Bâb-ı Âli Baskını ile hükûmeti ele geçirmesiyle sona erdi. Mondros Mütarekesi’nden sonra Ocak 1919’da yeniden kurulan parti, ertesi yıl başlarında etkinliğini kaybetti.

Osmanlı Ahrar Fırkası

14 Eylül 1908’de, Prens Sabahattin’in önderliğinde Teşebbüsü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti çatısında örgütlenen liberal Jön Türk kanadı tarafından kuruldu. Prens Sabahattin, kendisine önerilen parti başkanlığını kabul etmedi, ancak girişimi destekledi. Fırkaya resmi bir başkan seçilmedi.

Parti programı, kurucu üye Nurettin Ferruh Bey tarafından hazırlandı. Programın hazırlanmasında Kont Léon Ostrorog yabancı parti programlarını tercüme ederek yardımcı oldu. Ahrar Fırkası İngiliz siyasi parti geleneğini esas almıştır.

Parti 1908 seçimlerine katıldı, ancak İttihat ve Terakki Fırkası karşısında başarı gösteremedi, münhasıran bu partiden gösterilen adaylar meclise giremediler.

İttihad ve Terakki karşıtı İkdam, Sabah, Yeni Gazete, Sadayı Millet ve Servet-i Fünun gazeteleri, Ahrar Fırkası’nı desteklediler.

31 Mart Vakası, Ahrar Fırkası’nın sonu oldu. Prens Sabahattin ve kurucu üye Ahmet Fazlı Bey divanı harpte yargılandı ve suçsuz bulunarak serbest bırakıldı. Fırka üyelerinin bir kısmı yurt dışına kaçtılar. Nurettin Ferruh Bey 1910’da ülkeye döndü ve partinin feshedildiğini belirten bir bildiri yayımladı.

Fedekârân-ı Millet Cemiyeti

12 Ağustos 1908’de Sultanahmet Meydanı’nda gerçekleştirilen bir mitingde kurulması kararlaştırılmıştır. Avnullah el Kâzımî başkanlığında kurulmuştur. Merkezi İstanbul’da idi. Partiyi kuranlar II. Abdülhamit döneminde sürgüne gönderilen fakat aynı zamanda Jön Türkler’e muhalif kişilerdi.

1908 yılındaki seçimlere katılmamıştır. 31 Mart İsyanı sonrası siyasetten çekilerek kapanmıştır. Diğer üyeleri Ali Vefa, Dr.Ali Saip, Necip Kadir, Abdülkadir Kadri, Hacı Cemal, Asitaneli Behçet ve Ertuğrul Şakir idi.[1]

Cemiyetin yayın organı Hukuk-u Umumiye gazetesiydi. Bu gazete yayına başlamadan önce partinin merkezine saldırı gerçekleştirildi, merkez binasının camları kırıldı. Bu olayın İttihatçılar tarafından yapıldığına dair bilgiler aktarılmıştır ancak kesinleşmemiştir.

İttihad-ı Muhammediye Fırkası
Osmanlı Demokrat Fırkası

1909 yılında İbrahim Temo tarafından kurulmuştur.
Mu’tedil Hürriyetperveran Fırkası

Mutedil Hürriyetperveran Fırkası, İttihat ve Terakki Partisi’ne karşıt olan mebusların Meclis-i Mebûsan içinde başlattıkları yeni bir siyasal oluşumdur. Bu yeni oluşum, Kasım 1909’da Arap, Rum ve Arnavut mebuslar tarafından kurulmuştur.

Islahat-ı Esasiye-i Osmaniye Fırkası

İslahat-ı Esasiye-i Osmaniye Fırkası veya Islahat-ı Esasiye-i Osmaniye Fırkası, İkinci Meşrutiyet döneminde faaliyet gösteren siyasî parti. 1909 yılının sonlarında, Şerif Paşa başkanlığında kurulmuştur. Merkezi Paris’te idi. Seçimlere, yurtdışında kurulmuş olduğundan dolayı katılmamıştır. 1913 yılında Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na katılmıştır. Diğer üyeleri, Mevlanzade Rıfat, Ali Kemal, Pertev, İzmirli Kemal Avni ve Nihad Reşat (Belger) idi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0

Henüz yorum yapılmamış.

BİR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2020 TYT'e Kalan Süre
Gün
Saat
Dakika
Saniye

reklam