Divan Edebiyatı Konu Anlatımı

Divan Edebiyatı Konu Anlatımı,Divan Edebiyatı Nedir, Divan Edebiyatı tyt, Divan Edebiyatı ayt, Divan Edebiyatı ile ilgili örnek, Arkadaşlar bu yazımızda sizlere Divan Edebiyatı hakkında bilgiler vereceğiz. Merak ettiğiniz bir çok sorunun cevabını yazımızı okuyarak bulabilirsiniz.

Divan Edebiyatı

Divan edebiyatı, Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra mey-dana gelen yazılı edebiyattır. Arap ve Fars edebiyatı etkisi altında gelişmiştir. Bu etki, Arapça ve Farsça sözcüklerin Türkçeye girmesinin yanı sıra, bu dillerin anlatım biçimlerinin benimsenmesiyle de kendini gösterir. Bu edebiyata Divan edebiyatı denmesinin sebebi, şairlerin şiirlerini divan denen el yazması kitaplarda toplamış olmalarıdır.

Şiirde aruz ölçüsü kullanılmıştır.
Tüm şairlerin kullandığı,mazmunlar (kişileşmiş,kalıplaşmış sözler) kullanılır.
Dil süslü ve sanatlıdır. Arapça ve Farsça kelime ve tamamlamalara sıkça yer verilir.
Şiirde konu bütünlüğü aranmaz. Beyit bütünlüğü esastır. Her beyit ayrı bir konuyu işler.
Anlamdan çok söyleyiş önemlidir. Ne söylediği değil nasıl söylediği önemlidir.
Kafiye göz içindir. Genellikle zengin kafiye kullanılmıştır.
Şiire başlık konmaz. Her şiir redif veya türünün adı ile anılır.
İnsanın iç dünyasına yönelik soyut ve kitabi edebiyattır.
Özgün değil taklitçidir.(Arap ve Farsça edebiyat etkisindedir.
Nazım birimi olarak gazel,kaside,Rubai gibi Arap ve Fars edebiyatından alınan nazım şekilleri kullanıldığı gibi tuyuğ ve şarkı gibi divan edebiyatının Türklerin kazandırdığı nazım şekilleri de kullanılmıştır.

Divan Şiiri

Divan edebiyatında nazım yani şiir çok daha ağır basar. Bu şiirler ise kalıplaşmış düşünce ve hikayeler içerin mazmunlar etrafında şekillenmiştir. Divan şiirine bakıldığında bu ortak kalıpların dışına pek çıkılmadığı görülür. En çok kullanılan mazmunların başında ise “Aşk-Aşık-Maşuk” yer almaktadır.

Divan şiiri, ilk örneklerini 13. yüzyılda vermeye başlamış; 19. yüzyılda ise etkisini yitirmiştir. Divan şiirinin ilk şairi Hoca Dehhani’dir.
Sanat için sanat anlayışı benimsenmiştir.
Aruz ölçüsü kullanılmıştır.
Nazım birimi olarak beyit kullanılmıştır; ancak tuyuğ, şarkı ve rubailerde dörtlük kullanılır.
Daha çok tam ve zengin kafiye kullanılmıştır.
Arapça, Farsça kelime ve tamlamalarla dolu, süslü, özentili, ağır bir dil kullanılmıştır. Divan şairlerinin ustalığı, belirli kurallara uyarak benzetmeler yapmak, sanatlı söyleyişler ortaya koymak, mazmunları yerinde kullanmak ve bu şartlar içinde etkili bir söyleyiş güzelliğine ulaşmaktadır.
Konuya değil konunun işleniş biçimine önem verildiğinden aynı konu değişik dönemlerde birçok şair tarafından işlenmiştir. Bu yüzden Leyla vü Mecnun, Yusuf u Züleyha adını taşıyan birkaç eser vardır.
Divan şiirinde Arap ve Fars edebiyatlarından alınan belli semboller vardır. Mazmun adı verilen bu semboller hiç değiştirilmeden kullanılır. Gül deyince sevgili, bülbül deyince aşığın anlaşılması gibi. Bunlar dışında Türklerin oluşturduğu semboller de vardır.
Şiirde bütün güzelliğine değil parça güzelliğine değer verilir. Hatta çoğu şair “Mısra-i berceste” adı verilen en güzel dizeyi oluşturmaya çabalar.
Divan şiirinde toplumsal konulara hemen hiç yer verilmemiş, sanat bireysel bir çaba olarak algılanmıştır.
Divan şiirinde gerçek hayat ya da insan, olduğu gibi değil idealize edilerek anlatılır. Şiirin anlaşılması için sözcüklerin ötesindeki anlamlara dikkat edilmelidir.
Gazel, kaside, mesnevi, rubai gibi ortak nazım şekilleri kullanılır.
Daha çok aşk, ayrılık, hasret, ölüm, doğa sevgisi gibi kişisel konulara değer verilir.
Temelinde din olan Allah aşkını, Peygamber sevgisini anlatan Divan şiirleri Tasavvuf edebiyatı adıyla incelenir.
Kuralcı ve kalıpçı bir şiirdir. Konudan çok konunun işleniş biçimi önemlidir.

Divan Şiiri Nazım Biçimleri

Divan Şiiri nazım biçimleri  3’e ayrılır. Bunlar;

  1. Nazım birimi beyit olanlar,
  2. Nazım birimi dörtlük olanlar,
  3. Nazım birimi bent olanlar.

1. Nazım Birimi Beyit Olanlar

Gazel

Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Beyit sayısı genellikle 5-9 arasında değişir. Gazelin ilk beyti mutlaka kendi arasında uyaklı olur.Bu ilk beyte “matla”, son beyte ise “makta” adı verilir. Bir gazelin en güzel beytine “beyt-ül gazel”, şairin mahlasının bulunduğu beyte de “mahlas beyti” denir. Beyitleri arasında anlam birliği bulunan gazele “yek-âhenk”, aynı güç ve güzel-likte beyitlerden oluşan gazele de “yek-âvâz” gazel adı verilir.

Kaside

Din ve devlet büyüklerini övmek veya yermek amacıyla yazılan şiirlerdir.
En az 15 en çok 99 beyitten oluşur. Ama genellikle 33 ile 99 beyit arasındadır.
İlk beyitteki mısralar kendi arasında, diğer beyitlerdeki mısraların birincisi serbest, ikincisi ise birinci beyitle uyaklıdır. (aa-ba-ca-da-ea-fa…)
Aruz ölçüsünün değişik kalıplarıyla yazılabilir.
Gazelde olduğu gibi ilk beyite matla, son beyte makta, şairin mahlasının geçtiği beyte tac beyit denir.
Kasidenin en güzel beyitine beytü’l-kasid denir.
Fahriye ve tegazzül dışında diğer bölümlerin olması zorunludur.
Kasidelerin özel bir adı yoktur. Kasideler, nesib bölümünde işlenen temaya,uyağın son harfine veya rediflere göre ayrılır.
Dize ortalarında kafiyeli olan kasidelere musammat kaside denir.
Kasidenin en ünlü şairleri: Nef’i, Baki, Fuzuli, Ahmet Paşa, Nedim…

Kasidenin bölümleri;

Girizgâh: Konuya giriş için bir veya birkaç beyitten oluşan geçiş bölümüdür. Bu bölüm, nesib bölümü ile asıl bölüm olan medhiye bölümünü birleştirir. Girizgâh bölümü, gelişi güzel söylenen bir böülüm değildir. Yeri getirilerek, uygun, nükteli bir sözle övgüye başlandığı belirtilir.

Medhiye: Allah’ın, Hz. Muhammed’in, padişahın veya önde gelen kişilerin övüldüğü, yüceltildiği en uzun bölümdür. Övülen kişinin kişisel nitelikleri dikkate alınmadan, çok abartılı olarak kalıplaşmış mazmun ve benzetmelerle yapılan bir övgüdür.

Tegazzül: Kasidenin ölçüsüne ve uyağına uygun yazılan, araya sıkıştırılan gazeldir. Şair gazel söyleyeceğini önceden belirtir.

Fahriye: Şairin kendisini övdüğü bölümdür. Şair abartılı olarak İran’ın ünlü şairleriyle kendi şairliğini karşılaştırır. Şiirinin ve şairliğinin onlardan üstün olduğunu söyler.

Dua: Kasidenin en son bölümüdür. Birkaç beyitten oluşur. Bu bölümde Allah’a, Peygamber’e, ülke büyüklerine iyi dileklerde bulunulur. Şairler dua bölümüne geçileceğini uygun bir şekilde belirtirler.

Kıt’a

Kıt’a bir edebiyat terimi olarak genellikle iki veya iki beyitten uzun, matla ve mahlas beyti olmayan bir nazım biçiminin adıdır.

Genelde 2-12 beyitten oluşur. Beyit sayısı ikiden fazla olan kıt’alara kıt’a-ı kebir (büyük kıt’a) denir.
Matla beyti olmayan bir nazım şeklidir.
Kafiye düzeni xa, xa, xa, xa . . .
Mahlasız şiirlerdir.
Mısralar arasında anlam bütünlüğü bulunur.
Kıt’alarda her türlü konu işlenmiştir.

Müstezat

Gazelin özel bir biçimine denir. Uzun dizelere kısa bir dize eklenerek yazılır. Çoğunlukla aruzun mef’ulü/ mefailü/ mefailü/ feulün kalıbı kullanılarak yazılırlar. Her dizeden sonra bu kalıbın ilk ve son birimleri olan mef’ulü/ feulün kalıbına uygun bir kısa dize söylenir. Kısa dizelere “ziyade” adı verilir.

2. Nazım Birimi Dörtlük Olanlar

Rubai

Dört dizelik ve kendine özgü ayrı ölçüsü olan bir nazım biçimidir. Konusu daha çok dünya görüşüne ve şairin felsefi düşüncelerine yöneliktir. Edebiyatımızda bu türün en başarılı son temsilcisi olarak Yahya Kemal gösterilmektedir.

Tuyuğ

Türklerin divan edebiyatına kazandırdıkları nazım şeklidir. Uyak düzeni “aaxa” şeklindedir. Halk edebiyatında maninin, divan edebiyatında ise rubainin karşılığı olarak görülür. Rubai gibi tek dörtlükten oluşan tuyuğ, aruzun sadece “fâilâtün, fâilâtün, fâilün” kalıbıyla yazılır. Rubaide olduğu gibi düşünce ağırlıklı konular işlenir. Divan edebiyatında Kadı Burhaneddin bu türün en önemli şairidir.

Murabba

Türklerin divan edebiyatına kazandırdıkları nazım şeklidir. Uyak düzeni “aaxa” şeklindedir. Halk edebiyatında maninin, divan edebiyatında ise rubainin karşılığı olarak görülür. Rubai gibi tek dörtlükten oluşan tuyuğ, aruzun sadece “fâilâtün, fâilâtün, fâilün” kalıbıyla yazılır. Rubaide olduğu gibi düşünce ağırlıklı konular işlenir. Divan edebiyatında Kadı Burhaneddin bu türün en önemli şairidir.

Nazım birimi dörtlük olan nazım şekillerinden biridir.
Genellikle 3 ile 7 dörtlükten oluşur.
Her konuda murabba yazılabilir. Ancak dini ve didaktik konular ile övgü, yergi, manzum mektup, mersiye vs. türlerde murabba nazım şekli daha çok kullanılmıştır.
Aruz kalıbıyla yazılır.
Önemli murabba şairleri Aşki, Muhabbi, Hayreti, Taşlıcalı Yahya Bey, Fuzuli sayılabilir.

Şarkı

Genellikle aşk, içki, eğlence konularında yazılan dört dizelik nazım biçimidir. Biçim bakımından “murabba”ya benzer. Çoğunlukla bestelenmek için yazılır. Bu biçim de tuyuğ gibi yalnızca Türk edebiyatına özgüdür. “Şarkı” biçiminin yaratıcı-sı ve en güçlü şairi Nedim’dir.

3. Nazım Birimi Bent Olanlar

Terkibibent

Bentlerle kurulan bir nazım biçimidir. Her bent, sayısı 5-10 arasında değişen beyitlerden oluşur. Bendin son beytine “vasıta beyti” denir. Terkib-i bentte vasıta beyti her beytin sonunda değişir ve vasıta beyti mutlaka kendi içinde uyaklı olur. Terkib-i bentlerde genellikle talihten ve hayattan şikâyetler, dini, tasavvufi, felsefi düşünceler anlatılmış, toplumsal yergi niteliğinde eleştirilere yer verilmiştir.

Terciibent

Biçim bakımından terkib-i bente benzer; ancak vasıta beyti her bendin sonunda değişmez ve aynen tekrarlanır. Konula-rında daha çok Tanrının gücü, evrenin sonsuzluğu, doğanın ve yaşamın karşıtlıkları vardır.

Müseddes

Her bölümü, yani her kıt’ası altışar mısralık nazım şekline müseddes denir. Her altılığın ilk dörder mısraı kendi aralarında; beşinci mısra beşincilerle, altıncı mısra da altıncılarla kafiyelenir. Bazen de beşinci, ve altıncı mısralar hep birbirleriyle kafiyelenir. Eğer beşinci ve altıncı mısralar her altılıkta değiştirilmeden, yani tüm sözcükleri olduğu gibi tekrarlanırsa, böylesi müseddes­lere tekerrürlü müseddes denir.

Müseddes, murabba’ ve muhammesten sonra edebiyatımızda en çok kullanılan musammatlardandır.

Tesdis

Bir gazelin her beytinin önüne aynı ölçü ve kafiyede dört dize eklenerek oluşturulan müseddeslere tesdis denir.

Muhammes

Muhammes, “beşli” demektir. Edebiyatta her bendi beş dizeden oluşan nazım biçimine muhammes denir. Muhammesler daha çok, 4 ile 5 bent arasında yazılmıştır. Uyak düzeni “a a a a a, b b b b a, c c c c a, d d d d a …” şeklindedir. İlk bendin beşinci dizesi öteki bentlerin sonunda yineleniyorsa muhammes-i mütekerrir adını alır. Bentlerin beşinci dizeleri değişiyorsa buna muhammes-i müzdevic denir. Bir gazelin her beytinin başına aynı ölçü ve kafiyede üç dize eklenerek oluşturulan muhammese tahmis denir.

Taştir

Taştir, “ikiye ayırmak, yarmak, bölmek, bir şeyin yarısı” demektir. Edebiyatta, bir şairin gazelinin her beytinin arasına aynı vezin ve kafiyede iki ya da üç dize eklenerek oluşturulan şiirlere taştir adı verilir.

Divan Şiiri Nazım Türleri

Divan edebiyatında nazım biçimlerinin yanında nazım türleri de vardır. Bu nazım türleri, işlediği konuya göre isimlendirilir. Bunlar;

Tevhid ve Münacat

Allah’ın birliğini ve yüceliğini anlatan şiirlere tevhid; Allah’a karşı yapılan yalvarış ve yakarışları anlatan şiirlere de münacaat denir. Tevhid ve münacaat kutsal konular olduğundan divanların en başında yer alırlar. Tevhid ve münacaatlar genellikle kaside biçiminde yazılırlar. Bu konular için öteki nazım biçimleri de kullanılmıştır.

Naat

Hz. Muhammed i övmek için yazılan şiirlerdir. Kaside şeklinde yazılan bu tür şiirlerde Hz. Muhammed’in türlü vasıfları ve mucizeleri anlatılır.

Mersiye

Bir ölünün ardından duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak, ölen kişiyi övmek amacıyla kalema alınan düzyazı ya da şiirdir. Kutsal günlerde, ölüm törenlerinde mersiye okuyan kişiye de mersiyehan denir.

Medhiye

Bir kimseyi övmek amacıyla yazılan şiirlerdir. İki türlüdür:

Birincisi; padişah, vezir, şeyhülislam gibi yaşayan devlet büyükleri için yazılır.

İkincisi; dört halife ve diğer din büyükleri için yazılanlardır. Dört halife için yazılan medhiyelere medh-i çihâr-yâr-ı güzîn denir. Medhiyeler genellikle kaside biçimiyle yazılır. Öteki nazım biçimleriyle yazılanlar da vardır. Divan edebiyatında en çok işlenen konulardandır.

Hicviye

Bir kimseyi yermek amacıyla yazılan şiirlerdir. Divan edebiyatında medhiyelerde olduğu gibi, hicviyelerde de abartılı bir üslup kullanılır. Hicvedilen kişi, kişiliğinin gerçek yönleriyle ilgisi olmayan yergi ve sövgülerle yerin dibine batırılır. Divan edebiyatında Nef’i hicviyeleriyle ün yapmıştır.

Fahriye

Şairlerin kendilerini övmek amacıyla yazılmış şiirlerdir. Her ne kadar insanın kendini övmesi hoş karşılanan bir davranış olmasa da, divan şairleri bu fahriyelerinde sanatkârane bir gururla şiirlerini ve şairliklerini övmüşlerdir. Divan edebiyatında Nef’i fahriyeleriyle de bilinmektedir.

Fahriyeler genellikle kasideler içinde bir bölüm olarak bulunur. Bunun dışında şairler başka nazım biçimleriyle de fahriye yazmışlardır.

Divan Edebiyatında Nesir (Düz Yazı)

Divan Edebiyatı’nda, şiir ağırlıklı olmakla birlikte, nesre (düzyazıyla) de yer verilir. Bu edebiyatta düzyazıya “inşa“, yazara “münşi” denirdi. “Münşeat” terimi de “düzyazılar” (“İnşa”nın çoğulu) anlamında kullanılırdı. Nesir sözcüğü, “yaymak, saçmak, dağıtmak” demektir. Nesir yazarlarına da eskiden “nâsir” denirdi.

Dil, konu ve tür yönünden Arap ve İran edebiyatlarının etkisindedir.
Konu ve düşünceden çok, söyleyiş güzelliğine önem verilir.
Dili yabancı sözcük ve tamlamalarla yüklüdür. Söz sanatlarına ve mecazlara önem verilir. Cümleler uzundur. Paragraf düzeni yoktur.
Cümlelere yerleştirilen secilerle (uyaklı sözlerle) şiirdekine benzer bir ahenk yaratılmaya çalışılır.
Noktalama işareti kullanılmaz.
Düzyazıda dini-ahlaki konular ağırlıklı olarak işlenir. Tarihi olaylar, gezi izlenimleri, toplumsal sorunlar, bireysel duygular gibi konuların da işlendiği olur.

Sanatlı (süslü) Nesir

Söz ustalığı göstermek amacıyla yazılır. Sinan Paşa’nın Tazarru’at adlı eseri, bu türün en tanınmış örneğidir. Sanatlı düzyazıya inşa denir.

Sade Nesir

Halkı bilgilendirmek için, yalın, sanatsız bir dille yazılan yapıtlardan oluşur. Genel olarak tefsir ve hadis kitapları, din ve tasavvuf konularında yazılanlarla tarih, menakıpname ve destan niteliği taşıyan yapıtlar bu türdendir. Mercimek Ahmet’in Farsçadan çevirdiği “Kabusname” adlı yapıtı sade nesrin başarılı bir örneğidir.

Orta Nesir

Günlük konuşma dilinden ayrılmış, zaman zaman süslü nesrin niteliklerini taşımakla beraber; anlatılmak isteneni, anlaşılır bir şekilde ortaya koyan nesirdir. Öğretici bir amacı olan, bilim ve kültür konularında yazılmış yapıtların çoğu orta nesir niteliğini taşır.

Divan Edebiyatı Temsilcileri

HOCA DEHHANİ: 13. yüzyılda yaşamıştır. Din dışı konularda şiir yazan ilk divan şairidir. Divanı vardır.

MEVLANA: XIII.yüzyılda yaşamıştır. Birkaç Türkçe beyit dışında, tüm şiirlerini Farsça ile yazan ünlü tasavvuf şairidir. Oğlu Sultan Veled de tasavvufi konuları işleyen bir şair olarak bilinir. Mesnevi, Divan-ı Kebir, Mektubat, tanınmış eserleridir.

ALİ ŞİR NEVÂİ: Çağatay lehçesinin en güzel örneklerini veren şair 15. yüzyılda yaşamıştır. Muhakemetü”l-Lugateyn adlı eserinde Türkçe“nin Farsça“dan daha üstün bir dil olduğunu savunmuştur. Hamsesi vardır. Anadolu dışında Türkçe şiir yazan ilk şairdir.

ŞEYHİ: 15. yüzyılda yaşamıştır. “Harnâme” adlı eseri edebiyatımızda ilk fabl türü eser olarak bilinmektedir. Mesnevi alanında başarılı olmuştur.

SÜLEYMAN ÇELEBİ: 15. yüzyılda yaşamıştır. Hz. Muhammed için yazdığı Vesilet-ün-Necat (mevlit) adlı mesnevisiyle tanınmış bir şairdir. (İslam edebiyatında Hz. Muhammed”in hayatını anlatan eserlere siyer denir).

FUZÛLİ: Fuzuli 16. yüzyılın en güçlü şairlerindendir. Arapca, Farsça, Türkçe divanı olan tek şairdir. Eserlerini Azeri lehçesiyle yazmıştır. Divan edebiyatının en lirik şairi olarak kabul edilmektedir. Ona göre yaşamın anlamı acı çekmekle özdeştir. Platonik bir aşk arayışı vardır. Din dışı konularda yazmakla birlikte tasavvuftan da etkilendiği bilinmektedir. Kendisine bağlanan maaşı almasında güçlük çıkaran memurları şikayet etmek için yazdığı “Şikayetnâme” adlı mektubu edebiyatımızdaki en ünlü yergilerden biridir. Divanlarından başka bir naat olan “Su” kasidesi, Leyla vü Mecnun mesnevisi, Peygamber ailesini anlattığı Hadikat-üs-Süeda‘sı Şah İsmail ile II:Bayezid”i karşılaştırdığı Beng ü Bâde‘si ve tıp bilgisini sergilediği Sıhhat ve Maraz”ı en tanınmış eserleridir.

BÂKİ: Baki,16. yüzyıl şairlerindendir. Döneminde “şairler sultanı” olarak tanınmış ve saratın bütün olanaklarından yararlanmıştır. İyi bir medrese eğitimi gördüğü bilinmektedir. Dünya nimetlerinin hepsinden yararlanma anlayışındadır. Kanuni”nin ölümü üzerine yazdığı mersiyesi çok tanınmıştır. Divanı vardır.

NÂBİ: 17. yüzyıl şairlerindendir. Divan edebiyatında didaktik şiirler yazmasıyla bir yenilik olarak kabul edilmektedir. Din, töreler ve sosyal yaşamla ilgili öğütler verir. Nâbi”nin Divan“ından başka Hayriye, Hayrâbâd adlı iki didaktik eseri, gezi notlarını içine alan Tuhfet-ül Harameyn’i ve Münşeat adlı eserleri vardır.

NEFİ: Nefi , 17. yüzyıl şairlerindendir. Edebiyatımızdaki en ünlü kaside şairi olarak bilinir. Övgülerindeki ve yergilerindeki aşırılıklarıyla ünlüdür. Yazdığı hicviyelerindeki aşırılık boğdurulmasına neden olmuştur. Hayal gücü çok zengin olan Nefi”nin somut benzetmelerden yararlanması da belirgin bir özelliğidir. Türkçe ve Farsça divanı olan Nefi”nin ayrıca hicviyelerini topladığı Sihamı-ı Kaza adlı bir eseri de vardır.

NEDİM: 18. yüzyıl şairlerinden olan Nedim, Lale Devri”nin şairi olarak bilinir. Eserlerinde aşk, içki, zevk ve sefayı işler. “Mahallileşme Akımı”nın önderi olan şairin Halk edebiyatından da etkilendiği bilinmektedir. Şiirlerinde halkın ağzından alınma deyimler olduğu gibi, halkın konuşma diline de oldukça yaklaşmıştır. Samimi ve içten bir söyleyişi olan Nedim, şarkılarıyla tanınmıştır. Divan şiirindeki klişeleri (mazmunları) bir ölçüde yıkmış olan şairin Divan’ı vardır.

ŞEYH GALİP: Divan edebiyatının 18.yüzyılda yaşamış son büyük şairidir. Galatasaray Mevlevihanesinde şeyhlik yapmıştır. Nabi”nin “Hayrâbâd”ına nazire olarak ve Mevlânâ”nın mesnevisinden etkilenerek yazdığı “Hüsn-ü Aşk” adlı meşhur mesnevisinde, tasvvuf konusundaki düşüncelerini ortaya koyar. Bu eserinde allegorik (sembolik) bir anlatım kullanan şair hayal gücünden ve masal ögelerinden de yararlanmıştır.

EVLİYA ÇELEBİ: (17.yy) Edebiyatımızda gezi türünün ilk örneklerini veren yazar, usta bir gözlemcidir. Elli yıllık bir süre içinde gezdiği yerleri konuşma diline yakın bir dille anlatmıştır. Anlatımında abartılı olmakla birlikte, Divan nesrinin kalıplarını da kırmıştır. 10 ciltlik “Seyahatnâme” adlı eseri çok tanınmıştır.

SİNAN PAŞA: (15.yy) Tazarrunâme adlı süslü nesri ile tanınır.

MERCİMEK AHMET: (15.yy) Farsça“dan çevirdiği Kabusnâme adlı eseriyle tanınır.

NAİMÂ: (17.yy) Kendi adıyla anılan (“Naima Tarihi”) adlı tarih eserinin yazarıdır.

KATİP ÇELEBİ: (17.yy) Batılıların Hacı Kalfa dedikleri yazar ve düşünürdür. Arapca, Farsça, Fransızca, Latine bilen yazarın tarih, coğrafya, matematik konularında yazılmış eserleri vardır.

📝
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

BİR YORUM YAZIN
6. Sınıf Metin Türleri Konu Anlatımı - 6. Sınıf Noktalama İşaretleri Konu Anlatımı - 6. Sınıf Yazım Kuralları Konu Anlatımı - 6. Sınıf Edat-Bağlaç-Ünlem Konu Anlatımı - 6. Sınıf Zamirler Konu Anlatımı - 2021 LGS kılavuzu yayımlandı! Meb LGS başvuru kılavuzu indir - 2021-MSÜ temel soru kitapçığı ve cevap anahtarı yayımlandı - 6. Sınıf Paragrafın Yapı Yönü Konu Anlatımı - 6. Sınıf Paragrafın Anlam Yönü Konu Anlatımı - MEB, 2021 LGS ile öğrenci alacak lise ve kontenjanları açıkladı - 6. Sınıf Cümle Yorumlama Konu Anlatımı - 6. Sınıf Cümlede Anlam İlişkileri(Eş ve Zıt Anlamlı Cümleler) Konu Anlatımı - 6. Sınıf Örtülü Anlam Konu Anlatımı - 6. Sınıf Öznel ve Nesnel Yargılı Cümleler Konu Anlatımı - 6. Sınıf Karşılaştırma Cümleleri Konu Anlatımı -