Zaman Kedisi Fıldır: Yatıya Misafir Metni
Ramazan ayı, paylaşmanın, bereketin ve dayanışmanın en güzel örneklerini barındıran özel bir dönemdir. Bu ayda yapılan hazırlıklar, kurulan sofralar ve yaşatılan gelenekler aile içindeki sevgi bağlarını daha da güçlendirir. “Zaman Kedisi Fıldır: Yatıya Misafir” adlı metin, Ramazan coşkusunu bir kedinin sevimli bakış açısından anlatırken hem eski Ramazan geleneklerine hem de bugünkü sıcak iftar sofralarına değiniyor. Gelin, bu eğlenceli ve nostalji dolu hikâyeyi birlikte keşfedelim.
Zaman Kedisi Fıldır: Yatıya Misafir Metni
(Fıldır misket gözlü, kısa bacaklı, uzun beyaz tüyleri olan bir ev kedisidir. Yavruyken geldiği bu evde Fıldır, evin çocukları Can ve Canan’a özendiğinden kendisini insan gibi görmektedir. Evdeki tatlı telaşın ve hazırlığın sebebini anlamaya çalışan Fıldır, bu heyecanını okuyucuyla paylaşmaktadır.)
Bizimkiler son günlerde pek telaşlı. Bir misafir gelecekmiş. Yatıya da kalacakmış, hatta tam
bir ay bizimle olacakmış. Hiç fena değil, misafir severim zaten hele yatıya kalırsa daha da severim.
Abimle ablam okuldayken evde sıkılıyorum tüm gün. Ramazan’la oynarız, beraber takılırız, bana
da değişiklik olur. Haa size söylemeyi unuttum! Beklediğimiz misafirin adı Ramazan’mış. Eh, hadi
gelsin bakalım.
Akşam kapı çalınca bu sefer herkesten önce ben koştum. (…)
– Yaşasın, babaannem gelmiş!
– Oleyyy! ramazanı beraber geçireceğiz.
Benimse gözüm hâlâ Ramazan’ı arıyordu. Geleceğim, deyip neden gelmemişti ki? Hay Allah!
Neyse babaannemi çok severim, çok da özlemişim. Hemen ayaklarına dolanıp, “Hoş geldin.” dedim.
Yere bıraktığı büyükçe el çantasını görünce gözüm parladı. Çok cazip kokular geliyordu yine. Kim
bilir içinde neler vardı?
Hep beraber oturma odasına geçip uzun uzun muhabbet etmeye başladık. Babaannem de bizi çok özlemiş, annemler de ramazanı beraber geçirelim diye babaannemi bize davet etmişler. Sonra da “Bayram” diye biri gelecekmiş, o da bize katılacakmış. O gece uykumun en derin ve rüyamın en heyecanlı yerinde mutfaktan gelen harika kokulara karşı koyamayıp uyandım.
Bir de ne göreyim! Gecenin o saatinde ev halkı da benim gibi acıkıp uyanmış. Herkes masadaki yerini almış, neşeyle oturuyor. (…) Alelacele yalanıp yüzümü gözümü temizleyerek ben de geçip oturdum hemen. Annemin sahur için hazırladığı gözlemelerin kokusu mutfağı sarmış, masanın üstü kahvaltılıklar, ramazana özel leziz yiyeceklerle donanmıştı. Babaannem tüm tontonluğuyla sofrada yerini almıştı, neşeli sesi mutfağı dolduruyordu.
– Aman da aman, benim güzel yavrularım sahura mı kalkmışlar? Hele bakın, Fırfır oğlum da
oruç tutacakmış.
– Yok babaanneciğim. Fıldır böcek tutar, kuş tutar, her şeyi tutabilir ama oruç tutamaz.
– Canan doğru söylüyor babaanneciğim, saat başı mama kabının önünde biter Fıldır, hiçbir öğününü atlamaz.
– Hahahaha!
– Babaanneciğim, bize eski ramazanları anlatsana neler yapardınız. Nasıl geçerdi?
– Ah benim canlarım, cananlarım, ramazan her daim güzeldir ama çocukluğumun ramazanları
tatlı bir rüya gibi bambaşka durur zihnimde
Benim çocukluğum kalabalık ailemle geniş bir konakta geçti. Ramazan yaklaşınca tatlı bir koşturmaca başlar, kilerimiz erzaklar, iftariyeliklerle doldurulur; şerbetler, kompostolar ve reçeller
kaynatılırdı. Dip bucak temizlikler yapılarak mis gibi parlatılırdı. Mahallemizde ihtiyaç sahibi ailelere, kimsesizlere, erzak sepeti hazırlanır, bu sepetler süslenerek güler yüzle, tatlı dille ihtiyaç sahiplerinin kapılarına götürülürdü. (…)
– Ramazan geceleriyse bambaşka bir âlemdi. Misafirsiz iftar soframız hiç olmaz, kalabalık sofralarda muhabbetle iftar edilir. Sonrasında topluca teravih namazları kılınırdı. Arkasından tatlı ikramı başlar, şerbetler ve çaylar içilir, diş kiraları dağıtılır. Herkes evine dönerdi.
– Diş kirası nedir babaanneciğim?
– Eski bir âdettir yavrum, davet edilen misafirlere küçük hediyeler hazırlanır, davete icabet ettikleri
için bir nevi teşekkür hediyesi olarak verilirdi.
– Çocuklar, var mısınız akşamki misafirlere diş kirası hazırlamaya? Hadi bakalım, iftara Ayşe
teyzeniz gelecek, yemekler benden diş kiraları sizden. Ayşe teyzenizin bebeğini de unutmayın sakın!
– Varız tabi anne, süper.
– Yaşasın, bu çok eğlenceli bir iş! (…)
ftar saati yaklaşmış, masanın üstü birbirinden nefis yiyeceklerle donanmıştı. Pide kuyruğuna giren abim dumanı tüten pidelerle dönmüştü. Babam imsakiyeye bakıp “Ezana son on dakika diyordu.’’ (…) O esnada kapı çaldı. Ayşe teyzeler gelmişti. Annem çorbaları doldururken içeriden sesleniyordu:
– Hadi masaya buyurun, ezan şimdi okunur. (…)
Çaylar içilip tatlılar yendi, tıpkı babaannemin çocukluk geceleri gibi tatlı muhabbetler edildi. (…)
Ramazan denen misafir eskidikçe daha mı güzelleşirdi bilmem ama bence şu yaşadığımız hâli de yeterince güzeldi.
Tuba ÖZBALAK
Zamane Kedisi Fıldır
(Kısaltılmıştır.)
Soruları metne göre cevaplayınız.
- Fıldır’a göre evdeki telaşın sebebi nedir?
Cevap: Fıldır’a göre evdeki telaşın sebebi, Ramazan adında bir misafirin yatıya gelmesidir. - Gece uyanan Fıldır ne ile karşılaşmıştır?
Cevap: Fıldır, gece uyanınca sahur için hazırlanmış zengin sofrayla ve aile üyelerinin neşeyle masada toplandığı bir ortamla karşılaşmıştır. - Diş kirası niçin hazırlanırmış?
Cevap: Diş kirası, iftara davet edilen misafirlere, davete icabet ettikleri için teşekkür amacıyla verilen küçük hediyelermiş.
