Reklam
Reklam
reklam reklam

Türkiye’de Yerleşme, Nüfus ve Göç Konu Anlatımı



Coğrafya ayt konu anlatımı, coğrafya tyt konu anlatımı , coğrafya yks konu anlatımı… Merhaba arkadaşlar sizlere bu yazımızda Türkiye’de Yerleşme, Nüfus ve Göç hakkında bilgi vereceğiz. Yazımızı okuyarak bilgi edinebilirsiniz

Türkiye’de Yerleşme, Nüfus ve Göç

Türkiye’de Yerleşme

Yerleşme, İnsanların bir yere geçici veya sürekli olarak kalmalarıdır. Kentsel ve kırsal yerleşme olarak ikiye ayrılır.

Kentsel Yerleşme

Kent: Nüfusu 10000’den fazla olan ekonomik faaliyeti sanayi ve hizmet sektörlerine dayanan, eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel yönü gelişmemiş yerleşim birimlerine denir. Kentler büyüklüklerine ve fonksiyonlarına göre sınıflandırılır.

1. Büyüklüklerine Göre Kentler

Megapol: Nüfusu 10 milyonu geçen kentlerdir.
Metropol: Nüfusu 1 milyon ile 10 milyon arasında kentlerdir.
Büyük Şehirler: Nüfusu 500000 ile 1 milyon arasında olan şehirlerdir.
Orta Ölçekli Şehirler: Nüfusu 100000-500000 arası şehirlerdir.
Küçük şehirler: Nüfusu 100000’den az olan şehirlerdir.

2. Fonksiyonlarına göre Kentler

Tarım Kentleri: Rize, Trabzon, Bafra, Çarşamba (Samsun), Niğde gibi kentler ekonomisi tarıma dayalı kentlerdir.

Sanayi Kentleri: İstanbul, İzmir, Kocaeli, Karabük, İskenderun gibi kentler ekonomisi daha ok sanayiye dayalı kentlerdir.

Liman Kentleri: İstanbul, İzmir, İskenderun, Mersin, İzmit gibi kentler limanlara sahip olan kentlerdir.

Ticaret Kentleri: İstanbul, İzmir, Samsun, Adana, Bursa gibi kentler ticaretin yoğun olduğu kentlerdir.

İdari Kentler: Ankara.

Üniversite Kentleri: İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir gibi kentlerin gelişmelerinde üniversitelerin etkili olduğu kentlerdir.

Askeri Kentler: Erzurum, Konya, Kayseri, Malatya, Erzincan ve Sarıkamış gibi kentler önemli askeri tesislerin bulunduğu kentlerdir.

Turizm Kentleri: Antalya, Alanya, Bodrum, Fethiye, Ürgüp gibi kentler gelişmelerinde turizmin önemli yer tuttuğu kentlerdir.

Dini Kentler: Konya, Şanlıurfa, Bursa gibi kentlerin gelişmelerinde dini etmenler de etkili olmuştur.

Maden Kentleri: Gelişmesinde yer altı zenginliklerinin etkili olduğu kentlerdir. Batman, Soma, Zonguldak örnektir.

Teknoloji Kentleri: Günümüz teknolojilerinin üretim merkezi olan bu kentlere teknokent de denilmektedir.

Kırsal Yerleşme

İnsanların geçimlerini genellikle tarım, hayvancılık, ormancılık, balıkçılıktan sağladığı ve nüfus miktarı az olan yerleşme çeşididir. Bu tür yerleşmelerde az da olsa madencilik ve turizm faaliyetleri de yapılabilmektedir.

1. Büyüklüklerine Göre Kır Yerleşmeleri 

Büyüklüklerine göre köy ve köyaltı  olarak 2’ye ayrılır.
– Kır yerleşmelerinde hayat daha çok doğal koşulların etkisi altındadır.

Köy: Cami, okul, yaylak, orman gibi ortak malları bulunan toplu ya da dağınık oturan insanların bağ, bahçe ve tarlaları ile birlikte oluşturdukları nüfusu genelde 2000’den az olan yerleşmelerdir.

Köy Altı: İdari açıdan köye bağlı köyden daha küçük tek ev ve eklentilerinden oluşan toplu veya dağınık yerleşmelerdir.

Mahalle: Ev sayısı 5 ile 30 arasında değişen yerleşme tipidir. Zamanla gelişerek köy yerleşmeleri haline gelirler. Batı Karadeniz, Akdeniz, Marmara ve Batı Anadolu’da yaygındır.

Çiftlik: Geniş toprak mülkiyeti içindeki küçük yerleşme tipidir. Tarım ve hayvancılık yapılır. Trakya, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu’da görülür.

Mezra: Tarım ve hayvancılığın yapıldığı yerlerdir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygındır.

Divan: Samsun, Bolu, İstanbul hattında görülen mahalle tipindeki yerleşmelerdir. Tahıl tarım yaygındır.

Yayla: En önemli ve en yaygın köy altı yerleşme tipidir. Yazların serin geçmesi, otların gür olması yaylacılığı artırmıştır. Turizm ya da hayvancılık amaçlı kullanılır. En yaygın olduğu yer Karadeniz Bölgesi’dir.

Kom: Doğu Anadolu Bölgesi’nde hayvancılık yapılan yerlerdir. Yerleşmenin içinde hayvan barınakları ve çoban evleri bulunur.

Oba: Akdeniz Bölgesi’nde yaylalarda görülen çadır yerleşmeleridir.

Ağıl: Genellikle küçükbaş hayvancılık yapılan Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da etrafı ç,tler ve duvarlarla çevrili, üstü açık yerleşmelerdir.

Dam: Ege Bölgesi, Göller Yöresi, Gökçeada ve Bozcaada’da yaygın olarak görülen ve daha çok hayvancılık yapılan, onun yanısıra da küçük çaplı tarımsal faaliyetlerin olduğu yerleşmelerdir.

Köy Altı Yerleşmelerinin Özellikleri

Genel olarak tarım ve hayvancılığa dayanır. (Ormancılık da kısmen)
Genellikle dağınık yerleşme görülür. (Engebe etkeninden ötürü)
Akarsu ve göl gibi su kaynaklarının yakınına kurulur.
Nüfusları çok azdır.
Küçük ve az sayıda konutlardan oluşur.
Konutlara bitişik olarak ahır, ağıl, damlar bulunur.
Sosyal imkânlar kısıtlıdır. Kent merkezlerine de uzaktırlar.

2. Yerleşme Şekline (Dokularına ) Göre

Toplu Yerleşmeler: Evlerin birbirine yakın olarak kurulduğu yerleşmelere toplu yerleşme denir. Toplu yerleşmelerin ortaya çıkmasında su kaynaklarına yakın olma isteği başlıca nedenler arasındadır. Bunun dışında toprakların sınırlı olduğu yerlerde insanlar tarım arazisi üzerine değil, yakınındaki dağ yamaçlarına toplanırlar.

Dağınık Yerleşmeler: Tek ev ve eklentilerden ibaret olan bu tip yerleşmeler, tarımsal toprakların sınırlı olduğu dağlık araziler ve eğimin fazla olduğu alanlarda yaygınlık gösterir. Ülkemizde Doğu Karadeniz bölümünde evler bazen tek bazen de yamaca serpilmiş hâlde dağınık olarak bulunur.

Çizgisel Yerleşmeler: Bir akarsu veya yol boyunca görülen yerleşmelerdir. Kıyı boyu yerleşmeleri de çizgisel niteliktedir.

Dairesel Yerleşmeler: Düz ovalık yerlerde görülen yerleşmelerdir. Bu yerleşmeler aynı zamanda toplu yerleşme tipidir.

3. Kırsal Yerleşmelerdeki Ev Tipleri

Kırsal yerleşmeler deki ev tiplerini ve bu evlerde kullanılan malzemeyi etkileyen faktörler şunlardır;

İklim (Karadeniz de kerpiç malzemenin kullanılamaması gibi,
Jeolojik yapı (Nevşehir’de arazinin volkanik olmasından dolayı volkan tüfünden ev yapılması, ya da Akdeniz’de karstik kayaçların kullanılması,
Bitki örtüsü (Karadeniz’de ahşap evlerin yaygın olması),
Gelenek ve Kültürel değerler,
Ekonomik seviyedir.

Kerpiç Evler: Kurak ya da yarı kurak bölgelerde karasal iklimin hakim olduğu yerlerde görülürler. Killi toprağın samanla karıştırılıp çamur haline getirilmesi ve güneşte kurutulması sonucunda elde edilir. İç Anadolu, Doğu Anadolu ve G. Doğu Anadolu bölgelerinde yaygındır.

Ahşap Evler: Orman yönünden zengin, nemli iklim bölgelerinde görülür. En yaygın Karadeniz Bölgesinde görülür. Yağış miktarı fazla olduğu için çatıları diktir.

Taş Evler: Özellikle volkanik ve karstik taşların bol olduğu yerlerde meskenlerde yapı malzemesi olarak kullanılır. Türkiye’de özellikle İç Anadolu bölgesinde Nevşehir ve çevresindeki volkanik arazilerde ve Akdeniz bölgesindeki karstik arazilerde taş meskenlere rastlanır.

Tüf Evler: Volkanik arazilerin bulunduğu yerlerde yaygındır. Türkiye’deki en güzel örneği Nevşehir’de bulunan peri bacalarıdır.

Betonharme Evler: Sanayileşen yerlerde yaygındır. Çünkü sanayileşen yerlerde tuğla, briket ve çimento fabrikaları fazladır.

Türkiye’de Nüfus

Nüfus; Sınırları belirli bir alanda, belirli zaman diliminde yaşayan insan sayısına denir.

Nüfus Artış Hızı

Doğum oranı ile ölüm oranı arasındaki farktır. Bu fark, doğal nüfus artış hızını verir. Göçler göz önüne alındığında ise reel nüfus artış hızı belirlenmiş olur.

Nüfus Artış Hızını Artıran Nedenler

Doğum oranının ölüm oranından yüksek olması
Eğitim seviyesinin düşük olması
Bebek ölümlerinin az olması
Sağlık hizmetlerinin iyileşmesi
Ortalama yaşam süresinin artması
Gelnek ve görenekler
Dışarıdan yapılan göçler
Dini inanışlar vb.

Nüfus Artış Hızını Azaltan Nedenler

Aile planlamaları
Bebek ölümlerinin fazla olması
Eğitim seviyesinin yükselmesi
Dışarıya göç vermesi
Doğal afetler ve salgın hastalıklar
Savaşlar ve etnik baskılar
Sanayileşme ve kadının iş hayatına atılması
İnsan emeğine olan ihtiyacın azalması

Nüfus Artış Hızının Yüksek Olmasından Kaynaklanan Olumsuz Sonuçlar

Kişi başına düşen milli gelir azalır.
İşsizlik artar.
Beslenme ve sağlık hizmetleri aksar.
Köyden kente göç artar.
Çarpık kentleşme artar.
Doğal kaynakların tüketimi artar.
Yaşam standardı düşer.
İhracat azalır, ithalat artar.
Çevre kirliliği artar.
Kalkınma hızı yavaşlar.

Nüfus Artış Hızının Yüksek Olmasından Kaynaklanan Olumlu Sonuçlar

İhtiyacın daha fazla olmasıyla birlikte üretim artar.
Ülkede insan sayısının artmasıyla birlikte daha fazla vergi toplanır.
Nüfus artışının yaşanması yeni endüstriyel alanların oluşmasını sağlar.
İhracattaki rekabet nüfus artışıyla kolaylaşır.
Mal ve hizmetlere olan rağbet artar.
Ülkenin askeri gücüne katkıda bulunur.
Üretimdeki maliyet azalmaya başlar.
Askeri savunma alanında kısa sürede güçlü ordular kurulur.
Ülke nüfusu dinamik bir yapı kazanır.

Gelişmiş Ülkelerde Gelişmemiş Ülkelere Göre

Doğum oranı düşüktür.
Nüfus artış hızı azdır.
Kalkınma hızı fazladır.
Yaşam standardı yüksektir.
Kişi başına düşen milli gelir yüksektir.
Ortalama yaşam süresi uzundur.
Eğitim düzeyi yüksektir.
Bebek ölüm oranı düşüktür.
Yaşlı nüfus oranı fazladır.
Kentli nüfus oranı yüksektir.
İşsizlik oranı düşüktür.
Enerji tüketimi fazladır.

Türkiye’de Nüfus Artışı ve Nüfus Sayımları

Cumhuriyet Döneminin ilk nüfus sayımı 1927  yılında yapılmıştır ikinci 1935’te  yapılmış ve 1990 yılına kadar her 5 yılda bir sayım gerçekleşmiştir. 2000 yılındaki bilgisayar ortamında  yapılmıştır.

Genel olarak bakıldığında ilk sayımdan 1985 yılına kadar göç, kentleşme sanayileşme, aile planlaması, eğitim seviyesinin yükselmesi ve kadının iş hayatına daha çok girmesinden dolayı ülke nüfusunun artış hızı azalmıştır.

Türkiye’de Nüfus Politikaları

Nüfus politikaları nüfusun niteliğini, niceliğini ve dağılımını etkileyen bilinçli uygulamalardır.

Dünyada genel olarak uygulanan üç çeşit  nüfus politikası vardır. Bunlar;

Nüfus artışını artırmaya yönelik nüfus politikası
Nüfus artış hızını azaltmaya  yönelik nüfus politikası
Nüfusun niteliğini ve niceliğini iyileştirmek amacıyla uygulanan nüfus politikasıdır.

Türkiye’de farklı dönemlerde farklı nüfus politikaları uygulanmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından planlı dönemin başladığı 1963 yılına kadar nüfus artış hızını yükseltici politikalar izlenmiştir.

Bu durum üzerine;

Fazla nüfusun bir ülke için askeri ve siyasi güç olması,
Tarımda insan gücüne duyulan ihtiyacın fazla olması,
Savaş ve salgın hastalıklarla genç nüfusun azalmış olması,
Türkiye’nin hızla kalkınmak zorunda olması etkili olmuştur.

Planlı dönemin başladığı 1963 yılından günümüze kar ise  nüfus artış hızını düşürücü politikalar izlenmiştir. Bu nedenle hızlı nüfus artışının ekonomik kalkınmaya engel olduğu düşüncesi yayılmaya başlamış ve 1965’de Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Çıkarılan kanunla aile planlaması uygulanmıştır.

Ekonomide yapısal değişimlerin gerçekleştiği 1980 yılı sonrası, nüfus artış hızının istenilen seviyede tutularak, nüfusumuzun nitelik ve niceliklerini iyileştirme politikaları izlenmeye başlanmıştır.

Nüfus Yoğunluğu

1. Aritmetik Nüfus Yoğunluğu

Bir ülke veya bir bölgedeki toplam nüfusun, o ülkenin  ya da bölgenin yüz ölçümüne bölünmesiyle elde edilir.

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu= Toplam Nüfus/ Yüz Ölçümü

Türkiye’de aritmetik nüfus yoğunluğu sürekli artmıştır. Bunun nedeni Türkiye’nin toplam nüfusunun sürekli olarak artması yüz ölçümünün değişiklik göstermemesidir.

Türkiye’de aritmetik nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölge
Türkiye’de aritmetik nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölge Marmara Bölgesidir nedeni; Marmara’nın yüz ölçümünün küçük olması toplam nüfusun çok fazla olmasıdır.

Türkiye’de aritmetik nüfus yoğunluğunun en az olduğu bölge
Türkiye’de aritmetik nüfus yoğunluğunun en az olduğu bölge Doğu Anadolu Bölgesidir. Nedeni; D. Anadolu’nun yüz ölçümünün fazla, toplam nüfusunun ise az olmasıdır.

Aritmetik nüfus yoğunluğunun bölgeler arasında farklılık göstermesinin nedenleri;
Doğal faktörler (Yeryüzü şekilleri, iklim vb..)
Beşeri ve ekonomik faktörler (Sanayi, ticaret, turizm, tarım vb..)

2. Tarımsal Nüfus Yoğunluğu

Tarımla uğraşan nüfusun, tarım alanlarına bölünmesiyle bulunan kavrama tarımsal nüfus yoğunluğu denir. Tarımsal nüfus yoğunluğu ile arazinin engebeli olması arasında doğru orantı kurulabilir. Engebe artarsa tarımsal nüfus yoğunluğu da artar.

Tarımsal Nüfus Yoğunlu= Tarımla Uğraşan Nüfus / Tarım Alanı

Türkiye’de tarımsal nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölge
Engebeli arazilerde tarımsal nüfus yoğunluğu fazla olur bunun nedeni ise engebeli alanlarda ;

Tarım alanı dar olur.
Diğer ekonomik faaliyetler gelişmez bu yüzden tarımla uğraşan nüfus fazla olur.
Dar tarım alanlarında tarımla uğraşan sayısı fazla olursa yoğunluk fazla olacaktır.

Türkiye’de Tarımsal Nüfus Yoğunluğunun Fazla Olduğu Yerler
Bu söylediklerimizden yola çıkarak Türkiye’de tarımsal nüfus yoğunluğunun fazla olduğu yerler;

Doğu Anadolu Bölgesi
Hakkâri Bölümü
Doğu Karadeniz
Batı Karadeniz
Yıldız Dağları Bölümü
Menteşe – Muğla Yöresi
Yukarı Kızılırmak Bölümü
Teke Platosu
Taşeli Platosu ‘dur.

Türkiye’de tarımsal nüfus yoğunluğunun en az olduğu bölge
Tarımsal nüfus yoğunluğunun az olduğu yerler ise yer şekillerinin sade tarım alanlarının geniş olduğu;

İç Anadolu Bölgesi
G. Doğu Anadolu Bölgesi
Marmara Bölgesi
Ergene Bölümü
Çukurova ‘dır.

3. Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu

Toplam nüfusun tarım alanlarına bölünmesi ile elde edilen rakama Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu denir.

Türkiye’de fizyolojik nüfus yoğunluğunun en az olduğu bölge
İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerimizdir.

Türkiye’de fizyolojik nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölge
Tarım Alanının çok dar olması yüzünden fizyolojik nüfus yoğunluğu fazla olan yerler;

Doğu Anadolu Bölgesi
Hakkâri Bölümü
Doğu Karadeniz
Batı Karadeniz
Yıldız Dağları Bölümü
Menteşe – Muğla Yöresi
Yukarı Kızılırmak Bölümü
Teke Platosu
Taşeli Platosunda fazladır

Aşırı Nüfus yüzünden fizyolojik nüfus yoğunluğu fazla olan yerler;
Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu Marmara bölgesinde en fazladır.

Türkiye’de Nüfus Dağılışı ve Nüfus Dağılışını Etkileyen Faktörler

Türkiye’de nüfusun dağılışını etkileyen iki faktör vardır. Bunlar;

1. Doğal faktörler
2. Beşeri faktörler.

Doğal Faktörler

Fiziki faktörler, kendi arasında 3 başlık altında incelenmektedir. Bunlar;

İklim özellikleri
Yer şekilleri
Toprak özellikleri

İklim Özellikleri

Türkiye’de nüfus dağılımı incelendiğinde kıyı kesimler yani kışları çok soğuk ve yazları çok sıcak ve kurak geçmeyen yerlerde nüfusun daha fazla olduğu görülmektedir. Akdeniz, Ege bölgesi ve Marmara bölgesinin bu bakımdan uygun olması, buralarda nüfusun daha fazla olmasını etkilemektedir. Ülkemizin Doğu Anadolu bölgelerinde (Kars, Erzurum, Ardahan, Iğdır) gibi yerlerde ise nüfusun daha az olduğu görülür. Bunun nedeni, bu bölgelerde yaz aylarının kurak ve sıcak geçmesi, kış aylarında ise çok soğuk olmasından kaynaklanmaktadır. Ama buna karşın Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesi ile Karadeniz’in kıyı kesimlerinde nüfus yoğunluğunun daha fazla olduğu görülür.

Yer şekilleri

Yer şekilleri de ülkemizde nüfus dağılımında büyük bir faktör olarak görülmektedir. Doğu Anadolu bölgesinde, Taşeli platosu, Menteşe yöresi gibi yerlerde engebeli araziler hâkim olduğu için buralarda tarım ve ulaşım güçlüğü yaşanır. Bu da nüfusun az olmasında önemli oranda rol oynar.

Toprak Özellikleri

Bir bölgede nüfusun kalabalık olmasında en önemli etken toprak özellikleridir. Toprakları verimli olan Çukurova, Gediz ve Büyük Menderes, buna verilebilecek en iyi örneklerdir. Buna karşın tarım arazileri olmayan ve toprakları tarıma elverişli olmayan yerlere bakıldığında nüfusun daha az olduğu görülmektedir.

2. Beşeri Faktörler

Türkiye’de nüfus dağılışını etkileyen faktörlerden biri de dünyanın diğer yerlerinde olduğu gibi beşeri faktörlerdir. Beşeri faktörler, insanların yaşam kolaylığı ve çalışma alanları bakımından yoğun olan yerlerde yaşamalarını etkiler. Beşeri faktörler kendi aralarında 5 başlık altında incelenir. Bunlar;

Sanayileşme
Tarım
Yeraltı kaynakları
Turizm
Ulaşım
Sanayileşme

Dünyanın her yerinde sanayinin geniş olduğu yerlerde nüfus kalabalığının daha fazla olduğu görülür. Daha iyi bir yaşam ve çalışma şartlarının iyi olduğu İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa, Adana ve İzmir gibi yerlerde nüfusun daha fazla olmasının nedeni de sanayileşmenin buralarda daha fazla olmasından kaynaklanmaktadır. Buna karşın Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgesi ile Karadeniz bölgelerinde nüfus daha azdır. Bunun nedeni, iş imkânlarının olmamasını etkileyen sanayileşmenin yoğun olmamasıdır.

Tarım

Tarım, insan hayatının düzenli olabilmesi için en önemli kaynaklardan biridir. Hem ekonomik güç bakımından hem de insan yaşamı açısından önemli bir yere sahip olan tarım arazilerinin fazla olduğu yerlerde insan nüfusu da fazladır. Çukurova, Gediz, Bafra ve Çarşamba ovaları gibi yerlerde nüfusun fazla olmasının nedeni de budur.

Yeraltı Kaynakları

Enerji kaynakları ve madenlerin yoğun olduğu bölgelerde de yine nüfus daha fazladır. Çünkü bu yerlerde yaşam şartlarına katkıda bulunacak iş sahaları daha geniştir. Ülkemizin Zonguldak, Soma, Elbistan gibi yerleşim yerlerinde nüfusun yoğun olmasının nedeni de yine yeraltı kaynaklarının fazla olmasındandır.

Turizm

Türkiye’de nüfusun yoğun olduğu bölgelerden biri Ege diğeri de Akdeniz’dir. Buralarda nüfusun fazla olmasını etkileyen tek etken turizmdir demek yerinde olacaktır. Her ne kadar tarım arazileri bakımından Akdeniz bölgesinin bazı kentleri elverişli olsa da bu bölgede nüfus yoğunluğunun yaşanmasındaki en büyük neden, buraların turizm alanında canlı olmasından kaynaklanmaktadır.

Ulaşım

Ulaşım, nüfusun artmasında en önemli aktörlerden biridir. İşlerin yürümesi, insan yaşamının daha kolay hale gelebilmesini önemli oranda etkileyen bu faktör, Türkiye ve dünyanın her yerinde nüfusun azalmasına ve artmasına önemli katkılarda bulunmaktadır. Türkiye’nin kalabalık olan Eskişehir, Ankara, Kayseri, İstanbul illerinde nüfusun fazla olmasının en büyük nedenlerinden biri de yine buralarda ulaşımın daha rahat olmasıdır.

Türkiye’de ve dünyada nüfus artışını etkileyen önemli faktör fiziki faktörler olsa da ülkelerin sanayileşmesi, dağılımın daha çok beşeri faktörler üzerinde yoğunlaşmasını etkilemektedir. Bir ülkede nüfus dağılımını etkileyen ekonomik ve beşeri faktörler gelişmiş ise sanayileşme de büyük oranda gelişmiş anlamına gelir.

Türkiye’de Nüfusun Yoğun Olduğu Yerler

Türkiye’de nüfus dağılımı haritası incelendiğinde, ülkenin en kalabalık illerinin Trabzon, Samsun, Zonguldak, İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa, İzmir, Aydın, Adana, İçel, Hatay, Ankara ve Gaziantep illeri oldukları görülmektedir.

Türkiye’de Nüfusun Seyrek Olduğu Yerler

Türkiye’de nüfus dağılımı haritası incelendiğinde, ülkenin en seyrek illerinin Sinop, Kastamonu, Artvin, Gümüşhane, Kırklareli, Çanakkale, Muğla, Kütahya, Burdur, Sivas ve Doğu Anadolu’da Elazığ, Malatya dışında kalan iller oldukları görülmektedir. Yine bunun nedenleri de yukarıda saydığımız doğal ve beşeri faktörlerden kaynaklanmaktadır.

Türkiye ‘de Nüfusun Yapısal Özellikleri

1. Nüfusun Cinsiyet Durumu

1945 yılındaki sayıma kadar, ülkemizde kadın nüfusunun erkek nüfustan daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu durumda, Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı tehlikesi etkili olmuştur. Fakat, 1945’ten sonra erkek nüfusu kadın nüfusunu geçmiştir. Şu anda erkek nüfus % 1,2 oranında fazlalık gösterir.

Türkiye’de dışarıdan göç alan İstanbul, Ankara, İzmir gibi merkezlerde erkek nüfus fazla iken, dışarıya göç veren Trabzon, Tokat, Yozgat gibi merkezlerde kadın nüfusu daha fazladır.

2. Aktif Nüfus

Aktif nüfus, çalışan nüfus veya faal nüfus olarak da adlandırılır.

15-64 yaş arasındaki nüfusa çalışma çağındaki nüfus denilmektedir. Bu nüfusun hepsi bir işte çalışmaktadır. Çalışabilecek yaştaki nüfus içinde, çalışan nüfus oranı ne kadar çoksa, işsizlik oranı o kadar azdır. Genellikle, sanayileşmiş ve buna bağlı olarak gelişmiş ülkelerde işsizlik az iken, az gelişmiş ülkelerde işsizlik fazladır.

Türkiye’de nüfusun % 40’ını çocuk, genç ve yaşlı nüfusu oluşturduğundan, aktif nüfus oranı gelişmiş ülkelere göre daha az ve işsizlik oranı daha fazladır.

Çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı
Ekonomik faaliyetler üç büyük gruba ayrılır. Bunlar:
Tarım (Tarım, hayvancılık, ormancılık, vs.)
Sanayi (Endüstri, madencilik, vs.)
Hizmet (İnşaat, ticaret, turizm, vs.) sektörleridir.

Az gelişmiş ülkelerde, toplam çalışan nüfusun % 90’a yakını tarımsal nüfus özelliği taşır. Gelişmiş ülkelerde ise tarımsal nüfus % 10 civarındadır. Diğer nüfus, hizmet ve sanayi sektöründe çalışmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde, hizmet ve sanayi söktöründe çalışanların oranı, tarımdan oldukça fazladır. Gelişmekte olan ülkelerde, sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfus, gelişmiş ülkelere göre daha azdır.

Türkiye’de 1927 yılında nüfusun %90’ı tarım, %10’u sanayi ve hizmet sektöründe çalışmıştır. 1950 – 1960 lı yıllarda tarım sektöründeki nüfus azalmaya başlamıştır. Özellikle 1980 li yıllardan sonra, sanayileşme hızının artmasıyla tarım sektöründeki nüfus % 50’nin altına düşmüştür.

Çalışan nüfusun içindeki tarımsal nüfus oranı azalırken, nüfusun miktarı artmıştır. Çünkü, 1927 de 13 milyon olan nüfus, 1997 de 62 milyonu geçmiştir. Bu durum gözardı edilmektedir.

Türkiye’de çalışan nüfusun yaş ortalaması düşüktür. Çalışan nüfusun bölgelere göre dağılımı incelendiğinde dengesizlik görülür.

Sanayi ve hizmet sektöründeki nüfusun büyük bölümü, Marmara Bölgesi’ndeki Çatalca – Kocaeli ve Güney Marmara bölümlerinde yoğunlaşmıştır. İzmir, Ankara, Eskişehir, Adana, Mersin, Zonguldak, Ereğli, Karabük, Gaziantep, Kayseri, Denizli, Konya gibi illerde sanayi nüfusu yoğundur.

3. Nüfusun Eğitim Durumu

6 yaşını bitiren nüfusa, tüm Dünya’da eğitim verilmeye çalışılır. Eğitim okur – yazarlık, ilköğretim, lise ve üniversite olmak üzere sınıflandırılabilir.

Türkiye’de yıllara göre okur – yazarlık oranı şu şekildedir:
Türkiye’de ilköğretimde okuyanların sayısı 10 milyon civarında iken, liselerde ise yaklaşık 2 milyon öğrenci eğitim görmektedir.
1990 yılına göre, faal nüfusun % 55’e yakını ilkokul mezunları, % 7,4’e yakınını okur – yazar, % 5’e yakınını ortaokul ve lise mezunları, % 4’ünü de üniversite mezunları oluşturmaktadır.

4. Nüfusun Kırsal – Kentsel Durumu

Türkiye’de nüfusu 10.000’den az olan yerleşmelere kır nüfusu, fazla olan yerleşmelere de kent nüfusu denilmektedir. Ülkemizde, 1927 -1997 yılları arasında kır ve kent nüfusunda büyük değişmeler olmuştur.

ülkemizde ulaşım yollarının ve sanayi faaliyetlerinin gelişmeye başlaması bunun yanında kırsal nüfusun artmasıyla birlikte kente doğru bir göç olayı başlamıştır.

Kırsal kesimden kente göç olayı, en fazla, 1980 -1985 yılları arasında meydana gelmiş ve 1985 li yıllarda kır ve kent nüfusu az çok dengelenmiştir. En son yapılan 1997 yılındaki sayımda kent nüfusu % 65’e ulaşmıştır. Bu sonuç, ülkemizde sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfusun arttığını göstermektedir. Aşağıdaki grafikler, Türkiye’nin kentsel ve kırsal nüfus değişimlerini daha iyi ifade etmektedir. Dikkatle inceleyiniz.

Az gelişmiş ülkelerle, gelişmiş ülkelerin nüfus özelliklerinin karşılaştırılması

Az gelişmiş ülkelerde;
Doğum oranı ve nüfus artış hızı yüksektir.
Genç nüfusun oranı fazla, yaşlı nüfus oranı
Nüfus grafiği geniş tabanlı üçgene benzer. Ortalama yaşam süresi azdır.
Çalışan nüfusun yaş ortalaması düşük, bağımlı nüfus oranı fazladır.
Tarım sektöründe çalışan nüfus fazla, hizmet ve sanayi sektöründe çalışan nüfus azdır.
Nüfusun eğitim seviyesi düşüktür.
Nüfusun yarısından çoğu, kırsal kesimde yaşamaktadır.

Gelişmiş ülkelerde;
Doğum oranı ve nüfus artış hızı düşüktür.
Ortalama yaşam süresi fazladır.
Genç nüfus oranı az, orta ve yaşlı nüfus fazladır.
Nüfus grafiği, tabanı dar, orta kesimi şişkin bir üçgene benzer.
Çalışan nüfusun yaş ortalaması yüksek ve bağımlı nüfus oranı azdır.
Hizmet ve sanayi sektöründeki çalışan nüfus, tarım sektöründe çalışan nüfustan daha fazladır.
Nüfusun eğitim seviyesi yüksektir.
Nüfusun yarısından çoğu, kentte yaşamaktadır.

Türkiye’de Göçler

Göç; nüfusun, çeşitli nedenlerle bir yerden başka bir yere olan hareketidir. İç göçler ve dış göçler olmak üzere ikiye ayrılır.

İç Göçler

Ülke içerisinde, nüfusun yer değiştirmesine iç göç denir. İç göçlerle bir ülkenin toplam nüfusunda değişme olmaz. Sadece, bölgelerin ve illerin nüfusunda artma ya da azalma meydana gelir.

İç göçler, kalıcı ve mevsimlik göçler olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Kalıcı Göçler

Bu göçler genellikle, kırsal kesinden kente veya küçük şehirden büyükşehire olan göçlerdir. Kırsal alandan kentlere daha çok göç olmaktadır.

Kalıcı iç göçün nedenleri

Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı,
Miras yoluyla tarım alanlarının daralması ve ailelerin geçimini karşılamaması,
Tarım alanlarının yetersiz gelmesi ve erozyonun artmasıyla toprağın verimsiz hale gelmesi,
Tarımda makineleşmenin artması ve buna bağlı olarak tarımsal iş gücünün azalması,
Kırsal kesimde iş imkanlarının sınırlı olması,
Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler,
Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği,
iklim ve yer şekillerinin olumsuz etkileri,
Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş imkanlarının fazlalığı,
Kentlerde eğitim ve sağlık hizmetlerinin yaygınlığıdır.

Kalıcı iç göçün sonuçları
Ülke genelinde nüfusun dağılışında dengesizlik görülür.
Yatırımlar dengesiz dağılır.
Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.
Düzensiz kentleşme görülür.
Sanayi tesisleri kent içinde kalır. Kentlerde konut sıkıntısı çekilir. Kent nüfusunda aşırı artış meydana gelir.
Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik) yetersizlik görülür.
Kentlerde işsiz insanların oranı artar.

İç göçü önlemek için
Tarımda sulama imkânlarını arttırmak,
Intansif tarım metodunu geliştirmek,
Besi ve ahır hayvancılığını geliştirmek ve yaygınlaştırmak,
Kırsal kesimde eğitim ve sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmak,
Tarım ve hayvancılığa bağlı sanayi kollarını kırsal alanlara yönlendirmek,
Kırsal kesimde küçük sanayi kollarını geliştirmek, vb. gereklidir.

2. Mevsimlik İç Göçler

Kırsal kesimdeki bazı ailelerin büyük şehirlere, tarımın yoğun olarak yapıldığı yerlere, yaz turizminin geliştiği yerlere bir müddet çalışmak üzere göç etmeleri ile gerçekleşir.

Yaylaya çıkma olayı da mevsimlik göçler içerisinde yer alır. Mevsimlik göçlerle Adana, Mersin, Hatay, Aydın, Muğla, Antalya gibi merkezlerde, yaz ile kış mevsimleri arasındaki nüfus miktarlarında önemli değişmeler olmaktadır.

Kırsal kesimden göç edenlerin özellikleri
Genellikle genç nüfus göç etmektedir.
Erkek nüfus, kadından daha fazla göç etmektedir.
Göç edenlerin çoğu sanayi ve hizmet sektöründe çalışmaktadır.
Göç sonucunda kentlerde hızlı nüfus artışı meydana gelmiştir.
Sanayileşme göçü arttırmaktadır.
Kentleşme hızı sanayileşme hızından daha yüksektir.
Bölgelerin toplam nüfusu ve nüfus yoğunluğu göçlerle hızla değişmektedir.

Dış Göçler

Bir ülkeden diğer bir ülkeye yapılan göçlere dış göç denir. Dış göçlerin başlıca nedenleri:

Ekonomik nedenlerle çalışmaya gidilmesi
Tabii afetler
Savaşlar
Etnik nedenler
Sınırların değişmesi
Uluslararası anlaşmalarla sağlanan nüfus değişimi

Dış göçlerin sonuçları

Göç eden ülkede nüfus artar, göç veren ülkede ise azalır.
Ülkeler arasında ekonomik ilişkiler gelişir.
Ülkeler arası kültürel ilişkiler gelişir.

Dış göçler ve Türkiye

Ülkemize 1923 – 1989 yılları arasında çoğu Balkan ülkelerinden olmak üzere 2,2 milyon göç olmuştur. Bu sayı nüfusumuzun % 5’ini oluşturur.

1950’den sonra, başta Almanya olmak üzere yurt dışına işçi gitmeye başlamıştır. Bugün Fransa, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, ABD, Avustralya, Libya, S. Arabistan, Kuveyt ve Orta Asya ülkelerinde işçilerimiz bulunmaktadır. Yurt dışındaki nüfusumuz 4 milyonu geçmiştir.

Türkiye’den yurt dışına göç sonucunda;
Ülkemize giren işçi dövizi artmıştır.
Ülke turizminin gelişmesini sağlamıştır.
Türk ticaretinin yaklaşık % 20 sine kaynak oluşturmuştur.
Artan nüfusun işsizlik sorununa kısmen çözüm bulunmuştur.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0

Henüz yorum yapılmamış.

BİR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2020 TYT'e Kalan Süre
Gün
Saat
Dakika
Saniye

reklam