Güzel Anıları Biriktirmek Dinleme Metni

Karatay

Hayatımız boyunca birçok şey biriktiririz. Kimi zaman oyuncaklar, renkli taşlar, kutular gibi somut eşyalar; kimi zaman da anılar, yaşlar ve deneyimler. Ancak biriktirdiğimiz her şeyin bize kattığı anlam farklıdır. Bu metin, küçük bir çocuğun annesiyle yaptığı samimi bir sohbet aracılığıyla bizlere hem eşyalara olan bağlılığımızı hem de yaşanmış anıların değerini hatırlatıyor. Günleri ve anıları biriktirmenin ne kadar kıymetli olduğunu öğreten bu öykü, okura içten bir mesaj veriyor: Değerli olan sadece eşyalar değil, yaşadığımız her güzel andır.

Güzel Anıları Biriktirmek Dinleme Metni

Sabah güneşi gülümseyen yüzüyle hepimizi selamlıyor. Merhaba, diyor. Günün en çok bu saatlerini seviyorum. Aydınlık bir gökyüzü, sıcacık güneş ve yeni başlayan bir gün. Sanki her şeye yeniden, en baştan başlamak gibi. Yeni bir gün demek, oynanacak birçok oyun, keşfedilecek birçok şey demek.

Annemin sık sık kullandığı cümleleri var. Arada sırada, yeri geldiğinde söylediği. Anlamını çok bilmesem de hissettiğim. Bazen de ona sorduğum cümleler. Yine onlardan bir tanesini söylerken, onu odamda buluyorum. “Ne çok gün, ne çok yaş biriktirdim.” diyor. Ben de çok şey biriktiriyorum. Kutu, şişe kapakları, renkli taşlar, kağıt parçaları, düğmeler, hatta kırılan oyuncaklarımın parçaları, ağaç dalları ve kurumuş yaprakları da biriktiriyorum. Ama yaş biriktirmek, gün biriktirmek derken, annemin ne kastettiğini inanın hiç anlamadım. Bir biriktirme var işin ucunda ama insan nasıl günleri, yaşları biriktirir ki?

“Gel odanı toplayalım, odanı güzelleştirelim, dağının eşyaları da yerlerine koyalım. Ne dersin?” diyor annem. Sizce, Metin’deki çocuk bu teklif karşısında ne düşünmüş olabilir? Oda toplama işini pek sevdiğimi söyleyemem. Aslında iş bitince güzel görünüyor. Birçok şeyi de atmak zorunda kalıyoruz. Bazen o kadar zahmetle biriktirdiğim eşyalar da atılabiliyor. Sanırım bu yüzden oda toplama işinden pek hoşlanmıyorum.

“Eşyalarına sahip çıkman güzel bir şey ama onları elersen daha iyi olur.” diyor annem. Ama bana göre hepsi değerli, hiçbirini atmak istemiyorum ki. “Haklısın, sana göre ve bana göre değerli olanlar farklı olabilir. Senin için çok önemli olan bir şey, benim için o kadar da önemli olmayabilir. En azından her birini kendilerine ait kutularında saklayabilirsin. Hem onları bulman daha kolay olur, hem de aramakla vakit kaybetmezsin.”

Annem bu konuda haklı sanırım. Bazen ne çok arıyorum küçücük bir şeyi, neredeyse tüm günüm aramakla geçiyor. “Peki.” diyorum. “O zaman biriktirdiğim her şeyi ayrı kutulara koyalım. Kapakları bu kutuya, yaprakları buraya, taşları da şu kırmızı kutuya.”

Bir taraftan onları yerleştirirken, bir taraftan da her zamanki gibi bitip tükenmek bilmeyen sorularımı anneme sıralıyorum. Ben tam bir soru canavarıyım. “Sen de çocukken bir şeyler biriktirir miydin anne?”
“Evet, tabii ki.”
“Mesela neleri? Sizce anne neleri biriktiriyor olabilir?”
“Peçeteleri, renkli küçük taşları, resimleri.”
“Şimdi de biriktirdiğin şeyler var mı? Gerçi sen gün ve yaş biriktiriyorsun değil mi?” Deyip gülmeye başlıyorum.

“Evet, yaşadığım her günü, her yaşı biriktiriyorum. Çünkü büyüyorum ben de senin gibi. Hep de büyümeye devam edeceğim. Yaşadığım her şey çok değerli. Onlardan çok şey öğrendim. Senin de öyle olacak. Yaşadığın her şey, tanıdığın her arkadaşın sana çok şey öğretecek.”
“Anlıyorum. Bir de güzel anıları biriktiriyorum.”
“Çirkinleri ne yapıyorsun?”
“Kötü anıları kalabalık etmesinler, iyilere yer kalsın diye biriktirmiyorum. Yani onları sürekli aklıma getirip kendimi üzmemeye çalışıyorum.”

Sanırım benim de güzel olmayan, üzüldüğüm anılarım var. Annem şefkatle gülümseyerek başıma okşuyor.
“Eminim vardır.” diyor. “Ben de bazen arkadaşlarımla üzüldüğüm şeyler yaşayabiliyorum. Onlar aklıma gelince hiç mutlu olmuyorum.”
“İşte bu yüzden onları sürekli tekrarlamamalısın. Onlar da sana birçok şey öğretir. Mesela arkadaşlarınla iyi geçinmek için neler yapman gerektiği gibi. Ama onu fark ettikten sonra hala onları hatırlamakta ısrar edersen, işte o zaman üzülürsün.”

Haklısın, biriktirmek sadece taş, kapak ve yapraklarla olmuyor demek ki. Ne çok biriktirilen şey varmış, yine gülüyorum kıkır kıkır.
“O zaman bir temizlik yapmaya ne dersin?”
“Olur, nasıl yapacağız bunu?”
“Güzel anıları biriktirdiğimiz gibi. Odandaki işe yarayan şeyleri yaramayanlardan ayırma temizliği gibi. Yaşadığımız güzel anıları hep hatırlamak ve unutmamak için onları aklımızın ve kalbimizin en güzel yerine koyduğumuz gibi.”
“Evet, odanda biriktirdiklerinden işe yarayanları seçip güzel kutularına koyalım.”

Başlıyoruz ayıklama işine. Kalanlar gidenler derken yine bir sürü çöp çıkıyor. Bu odaya bu kadar şey nasıl sığmış diye şaşkınlıkla bakıyorum. Ama artık sakladığım her şeyin ayrı güzel bir kutusu var. Diğerleriyle karışıp kaybolmayacaklar. Ne zaman onları görmek istesem açıp tek tek bakabileceğim.

İşimiz bitince annemle kek kutlaması yapıyoruz. Odamda kek yerken iyi iş çıkardık deyip gülüşüyoruz. Annem özel defterini getiriyor ve ona bir şeyler yazıyor.
“Ne yazıyorsun anne? Sizce anne defterine neler yazıyor olabilir?”
“Bugün seninle öğrendiğimiz şey yazıyorum canım. Güzel anıları biriktirmek.”

Banu Yaşar

Soruları dinlediğiniz metne göre cevaplayınız.

1. Çocuk sabahı nasıl anlatıyor?
Cevap: Sabahı gülümseyen yüzüyle herkesi selamlayan güneşin aydınlattığı, sıcacık ve aydınlık bir gökyüzüyle yeni bir başlangıç gibi hissettiren bir zaman olarak anlatıyor.

2. Çocuk neler biriktiriyor?
Cevap: Çocuk; kutu, şişe kapakları, renkli taşlar, kağıt parçaları, düğmeler, kırılan oyuncak parçaları, ağaç dalları ve kurumuş yapraklar biriktiriyor.

3. Anne, güzel olmayan anıları ne yapıyor?
Cevap: Anne, kötü anıları biriktirmiyor. Onları sürekli hatırlamayarak kendisini üzmemeye çalışıyor ve iyi anılara yer bırakıyor.

Basari Sıralamaları