Karatay

Tahinci Dede

Güneşli, sıcak bir gündü. Kuşlar cıvıl cıvıl, ağaçlar yemyeşil, çiçekler rengârenkti. Aşina’yla Ali parkta oynuyordu. Kaydırağın tepesine tırmanınca uzaklardan bir simitçinin yaklaşmakta olduğunu gördüler.

İkisi de simite bayılıyordu. Aşina, hızla kaydıraktan kayıp annesinden para istedi ve simitçinin yanına koştu. Simitler fırından taze çıkmıştı ve sıcacıktı.

“Simitçi amca, iki tane simit alabilir miyim?” dedi. Simitçi amcadan simitleri alan Aşina, sevinçle Ali’nin yanına geldi ve simitlerden birini ona verdi. İkisi de simitleri afiyetle yemeye başladılar.

Ali, “Bu simitler de ne kadar güzel oluyor, acaba bu lezzeti veren ne?” diye sordu.

Aşina, “Bence hamur.” dedi.

Ali ikna olmadı, “Ekmek de hamurdan yapılır ama bu kadar güzel olmuyor.” dedi.

“O zaman anneme soralım.” dedi Aşina. “Belki de bu üzerindeki minik minik şeylerdendir.”

Sordular ve öğrendiler ki simitin üzerindeki minik şeylere susam deniyormuş. Simit yapılırken hamurun üzerine pekmez sürülüyor, üzerine de susam ekiliyormuş. O yüzden simit hem esmermiş hem de daha lezzetliymiş.

Oyunları bitip hava da kararmaya başlayınca eve dönüş yoluna düştüler. Yok yok, kimsenin ayağı takılıp düşmedi. Yola çıkmak yerine yola düşmek denir ya, öyle yola düştüler. Etraftaki dükkânlara baka baka yürüyorlardı.

Bir dükkânın önünde, taburesinde oturan beyaz sakallı, ihtiyar bir dede gördüler. Hep beraber “Hayırlı işler.” diyerek dedeyi selamladılar ve dükkâna girdiler. Anneleri onları tahinci dede ile
tanıştırdı. “Tahinci dede, size tahinin hikayesini anlatsın da dinleyin. Simiti neden sevdiğinizi anlayacaksınız.” dedi.

Tahinci dede anlatmaya başladı:

– Ooo kuzularım, demek siz simiti çok seviyorsunuz. O zaman tahini de seversiniz. Çünkü tahin, simitin üzerindeki o minik minik susamlardan yapılır. Susamları ezer, tahin yaparız. Birazcık da pekmez katarsak tahin çok lezzetli olur, ekmeğe sürüp yersiniz.

Ali heyecanla atıldı, “Ben zaten tahin pekmezi çok seviyorum.”

“Aferin sana!” dedi tahinci dede. “İşte tahin pekmezi çok sevdiğin için, susamlı pekmezli simiti de çok seviyorsun. Şimdi anladın mı?”

“Evet.” diyerek başlarını salladılar ikisi birden. “Eve gidelim de bir tahin pekmez yapalım. Canım çekti.” dedi Aşina.

“Durun durun!” dedi, tahinci dede. “Daha size tahinin faydalarını anlatacağım.”

– Tahinin içinde E vitamini vardır; saçlarınızı, cildinizi, tırnaklarınızı besler, yaralarınız çabuk iyileşir. Sonra A vitamini vardır; gözlerinize iyi gelir. B vitamini ve fosfor vardır; aklınızı çalıştırır. Protein ve kalsiyum vardır; boyunuzu uzatır, sizi güçlü yapar.

(…)

Aşina da Ali de bu açıklamaya çok sevindiler. “O zaman, her kahvaltıda biraz tahin pekmez yiyelim. Hem sağlıklı hem akıllı oluruz hem de büyürüz.” dediler. Ali, bu duruma dünden razıydı. “Ben zaten çok seviyorum, durmadan yerim.” dedi tekrar.

Tahinci dede kaşlarını kaldırıp işaret parmağını göstererek bir ikazda bulundu:

– Durmadan yeme, her şeyin fazlası zararlıdır. En sağlıklı, en faydalı şeyler bile fazla yersen zararlı olur. Çok yemek, belki şimdi değil ama büyüdüğünde seni hasta edebilir. O yüzden şimdi eve git, güzelce yemeğini ye ve babana da tahinin faydalarını anlat. “Kalbe de çok iyi geliyormuş baba.” de. O da yesin ki sizinle top oynayabilsin.

Ali, bunu da sevmişti. Diyeceklerini unutmamak için eve gidene kadar öğrendiklerini tekrarladı. Bugün hem parkta oynamış hem simit yemiş hem de çok önemli bilgiler öğrenmişlerdi.

A. Erkan AKAY
Pancar Bey Mısır Adam’a Karşı!
(Kısaltılmıştır.)

Soruları metne göre cevaplayınız.

1. Simitin lezzetli olmasının nedeni nedir?
Cevap: Simitin lezzetli olmasının nedeni, üzerine pekmez sürülmesi ve susam eklenmesidir.

2. Tahin nasıl üretilmektedir?
Cevap: Tahin, susamların ezilmesiyle yapılır.

3. Tahinin insan sağlığına faydaları nelerdir?
Cevap: Tahinin içinde E vitamini (saç, cilt ve tırnak sağlığı için), A vitamini (gözler için), B vitamini ve fosfor (zihin için), protein ve kalsiyum (boy uzaması ve güçlenme için) bulunur.

4. Tahinci dede, çocukları hangi konuda ikaz etmiştir?
Cevap: Tahinci dede, çocuklara tahini çok fazla yememeleri gerektiğini, çünkü her şeyin fazlasının zararlı olabileceğini söyleyerek ikaz etmiştir.

Basari Sıralamaları