Mehmet Akif Ersoy Metni
(Mecliste, Millî Marş yazma yarışması düzenlenmiştir. Milletvekili Hamdullah Suphi Bey, en güzel millî marşı Mehmet Âkif’in yazacağını düşünmektedir. Mehmet Âkif ise yarışmanın sonunda para ödülü olduğu için yarışmaya katılmak istememektedir. Hamdullah Suphi Bey, Mehmet Âkif’i ikna etmek için Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Bey ile ona bir not göndermiştir.)(…)
Hasan Basri Bey, Hamdullah Suphi Bey’in kendisine uzattığı kâğıdı aldı. (…) Önünde duran kâğıda pek de anlamı olmayan şeyler yazmaya başladı. Aradan biraz zaman geçmişti ki Mehmet Âkif, Hasan Basri Bey’in yanına gelip oturdu. Selamını verdi. Hasan Basri Bey selamı aldıktan sonra tekrar önündeki kâğıda bir şeyler yazmaya devam etti. Hasan Basri Bey’in bu düşünceli hâli Mehmet Âkif’i meraklandırmıştı. Arkadaşının sessizliğine anlam veremeyerek konuşmaya başladı.
— Ne yazıyorsun Hasan Basri Bey? Geldiğimden beri kafanı bile kaldırmadın önündeki kâğıttan.
— Millî marşı…
Hasan Basri Bey bu iki kelimeyi söyledikten sonra duraksamıştı. Ancak bu sefer bakışları önündeki kâğıtta değil, Mehmet Âkif’in üzerindeydi. Konuşmasına bu hâlde devam etti.
— Millî marş yarışması için yüzlerce şiir gönderildi. Ancak hiçbirisi beğenilmedi. Ben de dâhil bütün dostlarının ısrarına rağmen sen de yarışma olduğu için, ödül olduğu için katılmadın. Ama bu iş yarışmadan da ödülden de çok öte, bir vatan meselesi. Vatanın, ordunun, halkın bu şiire ihtiyacı var. Hem Hamdullah Suphi Bey ile görüştüm. Senin yazmanı özellikle istiyor. (…)
Mehmet Âkif sakin bir şekilde dostunun anlattıklarını dinlemişti. Millî Eğitim Bakanı özel olarak yazması için kendisini davet ediyordu. İş, yarışma durumundan çıkmış, bir vazife hâlini almıştı. (…)
Bu kadarı Mehmet Âkif için yeterliydi. Fikirleri ve kalemi her zaman milletinin ve vatanının hizmetinde olan büyük şair vazifeye hazırdı. Başkaca bir şey söylemedi. Hasan Basri Bey’in önünde duran kalemi ve kâğıdı aldı. Taceddin Dergâhı’ndaki mütevazı odasına çekildi. Milletin ihtiyacı olan İstiklâl Marşı burada yazılacaktı. Mehmet Âkif o günden sonra bütün ilgisini ve zamanını millî marş yazmak için harcıyordu. (…)
Mehmet Âkif günlerce bu şekilde çalıştıktan sonra millî marşın yazımını bitirdi. (…) Mehmet Âkif, şiirini isimsiz yollamıştı ama şiirin kusursuzluğundan onun kaleminden çıktığı hemen belli oluyordu. Heyette bulunanlar daha şiiri okur okumaz, “Bu Mehmet Âkif’in şiiridir.” demeye başlıyorlardı. Neticede Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde oluşturulan bu heyet, gönderilen şiirlerden altı tanesini seçerek bastırdı. Bastırılan bu kitapçık milletvekillerine dağıtıldı. Meclis oturumunda konu görüşülecek ve millî marşın hangisi olacağına karar verilecekti. Milletvekilleri o gün meclise akın etmişlerdi. Mehmet Âkif de sırasına oturmuştu, her zamanki gibi sessiz bir şekilde olan biteni izliyordu.
Oturum, Mustafa Kemal Paşa’nın açılış konuşmasıyla başladı. Bir müddet sonra Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey kürsüye çıktı. Elinde heyet tarafından seçilen şiirlerin yer aldığı kitapçık vardı. Hamdullah Suphi Bey kendinden emin bir şekilde konuşmaya başladı:
— Arkadaşlar, isteğiniz üzerine oluşturulan heyet tarafından seçilen marşları bir kitapçık hâlinde bastırarak sizlere dağıttık. Artık aralarından bir tanesini seçme vakti gelmiştir. Ben oyumun hangi şiire olduğunu açıklamakta sakınca görmüyorum. Ben seçimimi yaptım. Tabii ki sizler de seçiminizi yapmakta özgürsünüz. Seçiminiz size aittir. Şimdi sizlere Mehmet Âkif Bey’in yazdığı şiiri okuyacağım.
Hamdullah Suphi Bey’in konuşmasını milletvekilleri heyecanla takip ediyordu. Vekil sıraları ve dinleyici locaları tamamen dolu olduğu hâlde salondan çıt çıkmıyordu. Hamdullah Suphi Bey gür ve tok sesiyle Mehmet Âkif’in şanlı ordumuza ithaf ettiği İstiklâl Marşı’nı okumaya başladı. (…)
Hamdullah Suphi Bey’in okuduğu her mısra salondakileri adeta kendinden geçirmişti. (…) Meclis çatısı altında büyük bir coşku vardı. Sadece bir kişi oturduğu yerde başını öne eğmiş, elleriyle yüzünü kapamış duruyordu. Bu kişi Mehmet Âkif’ti. Gösterişi ve övülmeyi sevmeyen bu büyük şair bir müddet sonra oturduğu yerden kalkarak salondan çıktı. Milletvekilleri gözyaşları ve alkışlar arasında onu arıyorlardı. Ancak o Taceddin Dergâhı’ndaki odasına doğru büyük bir gurur ve aynı oranda mütevazılık içerisinde yürüyordu.
Soruları metne göre cevaplayınız.
1. Mehmet Âkif yarışmaya neden katılmak istememiştir?
Cevap:
Mehmet Âkif, yarışmanın sonunda para ödülü olduğu için katılmak istememiştir. O, millî bir mesele olan marş yazımının ödülle değerlendirilmesini uygun bulmamıştır.
2. Hamdullah Suphi Bey, Mehmet Âkif’i millî mars yazmaya ikna etmek için neler söylemiştir?
Cevap:
Hamdullah Suphi Bey, Mehmet Âkif’i ikna etmek için Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Bey aracılığıyla ona bir not göndermiştir. Hasan Basri Bey, Mehmet Âkif’e yarışmanın artık bir ödül meselesi değil, bir vatan meselesi olduğunu söylemiştir. Ordunun, halkın ve milletin bu şiire ihtiyacı olduğunu belirtmiş; ayrıca Hamdullah Suphi Bey’in özellikle onun yazmasını istediğini ifade etmiştir.
3. Mehmet Âkif’in yazdığı millî mars Mecliste nasıl karşılanmıştır?
Cevap:
Mehmet Âkif’in yazdığı millî marş Mecliste büyük bir coşku ve heyecanla karşılanmıştır. Hamdullah Suphi Bey marşı okurken salondan çıt çıkmamış, milletvekilleri her mısrada derinden etkilenmiş, gözyaşları dökülmüş ve alkışlarla büyük bir beğeni gösterilmiştir. Marş, Meclis çatısı altında büyük bir takdir kazanmıştır.
